Gece’ye Not

Yakınlarınız, tanıdığınız, aileniz ya da  sevdikleriniz ölür ya da ölmeye çok yaklaştıkları vakit yaşanan bir çaresizlik hissi vardır. Bembeyaz bir hastane odasında ziyaret edilir, ellerini öpersin, onun tırnaklarını keserken son kez ellerine dokunduğunun farkında olmak hissiyatı vardır. Helallik verirken yüzüne gülümsersin, türlü şaklabanlıklar yaparsın. Son kahkahalarını ve gözünde yaşları görürsün. Hastane kapısına indiğinde ayaklarının bağı…

30’u geçerken

    30 yıllık yaşamımda beni en çok etkileyen şeyler kitaplar, sonsuz hatalar ve bitmez yol hikâyeleri ve son yıllarda gece olmuştur. Ölü ya da diri insanlardan bir fayda görmedim, sonsuz yaşam telaşımda bana el uzatıp ‘nasılsın’ diyen kişiler ise çok azdır. Ama ruhumda en çok etki bırakan kişileri düşünmeye başlasam, herhalde birkaç ad sayabilirdim,…

İçine Atma

     Zamanın yoğunlukları içerisinde galiba sürekli bir telaşımız var bitmeyen! Bütün çevremize ‘harikayız’, ‘yıkılmadık biz’ gibi savsataları dile getirmek gibi mecburiyetlerimiz var. Bu düşünceler içerisindeyken bir gün cağnım ülkemin bilinmeyen bir köy kasabasında ve cinsiyetinin çok önemli olmadığı bir çiftçimin konuşmasına denk geldim. Telefonda usul usul birileriyle konuşuyordu ‘Televizyonum da bozuldu, yalnızlık çok ağır…

Şostakoviç’in Şarapneli

         Senin bile daha önce hiç duymadığın ama seninle ilgili birçok anım var benim. Bunları belki asla bilemeyeceksin. Yahut bileceksin bir gün. Ama şuan şunu o kadar iyi biliyorum öylesine içime işlemişsin ki, fiziksel olarak yokluğun neredeyse hissedilmiyor bile. Bu senin, benim hayat yolumda bıraktığın izler, varlığının bana bağışladığı eşsiz melodi işte….

2019 Manifestom*

Bildiğiniz şeylerin aksini söylemek gibi amaçlarım yok artık. O çok kabullendiğiniz doğruları değiştirin diye amacım da yok. Ancak kendi adıma saçmalık dediğiniz edebiyat cümlelerimi fısıldamak ben için bir zaruriyet. Doğru diye kabul ettiğiniz değerlerin bu dünyada nefes alan tüm canlıları öldürdüğünü de biliyorum. Bilmek ne acı bir şey aslında. Ancak yitip giden bombok bir senenin…

Biz/siz Kaldık (!)

          Evrende var olan sonsuz galaksilerin içinde 60-70 yıl yaşayan canlı formlarından biriyiz lan işte. Sen ve senden önce insan denen mahlûkatın bin bir farklı türü olan 110 milyar insan yaşayıp ölüp geçti bu dünyadan. Hepsinin hikâyesi senden çok farklı değildi. Özel değilsin kendini bir halt sanma yani. Hayatının tümünde yer…

Gece’ye Not

Onunla  hiçbir zaman hafta sonu gezisine çıkacak planlar yapmaya vaktimiz olmadı. Konuşa konuşa bir kentin başından sonuna kadar yürüyemedik. Başka bir kitapçıya doyamadan herhangi başka bir kitapçının tozlu raflarında birbirimize bakacak tensel sıcaklığımız kadar yakın duramadık. Çünkü bir araya geldiğimiz anlarda hemen kaybolacakmışız telaşıyla her şeyi her an yaşamak isterdik. Yasal olmayan saatlerde sevişip. Okunacak…

Sis Vakti

Göz gözü görmüyor kimseye yetişemiyorum sisler kapladıkça etrafımı çaresizlikten hırçınlaşıyorum. Pek tabisi Oğuz Atay’dan kalan bir tutunamama korkumuzda mevcut. Zaten hiç anlaşılamadık. Kimin anladığını sansak hep yanlış yerlere savurdular bizi anlaşamadık.

İçimizden Biri: Didem Madak

Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı 11-12 Aralık 2014 tarihlerinde şair Didem Madak için bir sempozyum(Didem Madak Şöleni) düzenledi. Başkanlığını Prof. Dr. Solmaz Zelyüt’ün yaptığı sempozyum düzenleme kurulunda Prof. Dr. Dilek Direnç, Doç. Dr. Şerife Yalçınkaya, Şair Asuman Susam ve Müjde Bilir gibi çok değerli insanların emeklerinin ve katkılarının olduğu bir şölendeydik….

Kanat GÜNER

Kanat GÜNER, 1970 muş doğumlu. Çeşitli Anadolu kentlerini dolaştıktan sonra 11 yaşında Malatya’ya geldi ve 17 yaşına kadar burada yaşadı. Bu yıllarda ”erdemli bir Türk genciydi”. Takdirnameler aldı, oruç tuttu, namaz kıldı, büyüklerine saygı küçüklerine sevgi gösterdi, pasta yiyip limonata içti, saçları kısaydı, tırnakları temizdi. Herkesin hayran bakışları arasında Cerrahpaşa’ya tıp okumaya gitti. Şevkle kendisini…