En Büyük Yalan: Basın Özgürlüğü

  Benim aklıma gazeteci denilince bu ülkede büyük insanlar gelir aklıma. Belki de paraya yenilmeyen ve ideolojilerinde sağlam karakterli olarak yer etmişler. Sağ ya da sol iktidarlardan korkmayan gazeteciler vardı. Bu kişiler halkların efsaneleri olmuştur.
Bugün gelişen ileri demokrasi ülkemize baktığımızda gördüğümüz tek bir gerçek var; gazetecilere sansür ve baskı uygulanmaktadır. Gazetecileri Koruma Komitesi‘nin açıklamasına göre baskı uygulandığı açık olarak dile getirilmiştir. 22 şubat 2012 tarihi itibariyle 20’si imtiyaz sahibi 15 yazı işleri müdürü ve 105 gazetecinin içeride olduğunu bildirmiştir Tutuklu Gazeteciler Dayanışma platformu.
  Tahminime göre gazetecilere özgürlük rekabetinde İran’la yarışabilecek kadar kendi içsel gelişimimizi tamamlamış vaziyetteyiz. Eğer basın özgürlüğünden bahsederken gazetecilerin günlükleri suç aleti sayılıp iddianamede suç tutanağı oluyorsa yahut medya patronları sadece hükümetin elinde bulunan iktidar gücünden korktukları için kendi ellerindeki zenginlik ve değerleri bir hiç uğruna harcıyorlarsa basın özgürlüğünü gömmüş bulunuyoruz tüm kalemleri yakma vaktidir artık. Kim üyesi olmadığı ve asla da içinde bulunmadığı bir örgüt davasında yargılanıp tanık olarak davetler alıp sanık olarak yargılanmaya başlar. Yıllarını bir dört duvar arasında geçirmeyi göze alabilir mi? Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazetecilere Özgürlük Platformu ve Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu bu tanıklığa aracılık ediyorlar. Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Avrupa ve Kuzey Amerika Basın Özgürlüğü, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) gibi uluslararası platformlar da bu süreci yakından takip ediyorlar seslerini duyurabilene.
   Son olarak farklı iktidar sahiplikleri zamanında şaibeli şekilde öldürülen Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Necip Hablemitoğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Hrant Dink ve Musa Anter ve daha ismini hatırlayamadığımız onca eşsiz kahramanı dün susturamadığı için başka dünyalara uğurlamak durumunda kalıyordu. Bugün ise dört duvarlar arasında içimiz kan ağlayarak mücadelelerine şahitlik ediyoruz .
Fahrunnisa PANDA
06.03.2012

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s