İnsan Ruhu

  Geceleri gündüzlere bağladığımız ömür yolunda, birçok şeyler öğrenerek geçiyor zaman. Doğrulukların içinde yalanlar olduğunu görüyor ve belki de çokça kire bulanıyoruz. Bu kadar saflığın içinde her gün kirlilikle yıkanıyor olmak zor geldiğinden olsa gerek her şeyden utanır oldu insanlık! 21.yüzyılda utanmasaydı kendinden şayet insanlık ” Bir bedevi çölünde yaşayan Kais gibi Leylaya tutulup mecnun olmayı seçerdi ?!” seçemede ki hala yaşam kavgasında yaralanıyor.
   Her gün onca insan biliyor insan ruhunun mükemmel olmadığını. Hiç birimizin ruhu salt iyilik ya da masumiyet müzesinin o güzelliği değil. Ancak hiç kimse de masum olmak istemiyor. Bakmayın siz etrafınızda geçmişin bugünden daha iyi olduğunu söyleyen insanlara geçmiş daima anlatıcının asla göremediği ve sürekli hayallerinde yaşattığı bir derin karanlık.  Belki de iyi olması için savaşılan bu dünyada Dostoyevski ” Raskolnikov ” karakterini yaratmazdı, Shakespaere Hamlet’i yarattığı için mi daha kötüleşti dünya hepimiz için. Eski ahit kitabında geçen Habil ile Kabil’i ne yapmalı peki. Bu kadar kötünün karşısına savaşsın diye Robin Hood’u, Yaşar Kemal İnce Memed’ini çıkarmadı mı? Bu kadar kötü ile iyiyi çarpışırken dünya da Marx Kapitali yazıp sistemler oluştururken Thomas More Ütopya’sndan hiç mi etkilenmedik. Platon Devlet kitabını yazarken asırlar önce değişmeyen neyi görmüştü. Bu iyi ile kötü arasındaki savaşta ne için yazılmıştı onca kitap. Bugün yaklaşık altı milyar insanın yaşadığı evrende dünyanın herhangi bir yerinde yaşından hayli küçük bir çocuk aşık olup sevdiğini öpme fırsatını bulamadan ölsün diye mi ?. Afrika’nın herhangi bir yerinde kapital sermayenin uçkur heveslilerini doyursun diye mi akbabalara yem olacaktı bir veled? Amerikalı tohum şirketleri yalan söylüyor diye mi GDO’lu ürünleri tüketip kanser riskini artıracaktı küçük çocuklar. Bu kadar acının tüm ihale masraflarını ölen çocuklarla birlikte annelerin omuzlarına yükleyip onların gözyaşlarıyla günah çıkartarak mı masumuz diyeceğiz. Belki bir sufi bilgeliği ” hiç bir yara bize kalbimiz kadar acı vermez ama hiç bir ilaçta bizi kalbimiz kadar çabuk iyileştirmez ” derken bütün bu kaldırılması güç tanrı yoksunu acılardan mı bahsediyordu. Sadece cinsel açlıklarını daha çok doyursun diye mi küçücük kız çocuklarına mal gibi davranıp bir yerlerde ucuza satılıp, töre, berdel yahut dünyanın herhangi uzak ülkesi (tayvan) olan yerlerde fuhuşa zorlanıyordu !! Bütün bu olanları hangi din ritüeli yada hangi vicdan kaldırabilirdi.
   Şimdi bir uçurumun kenarında duran insanlık kapital toplumları daha fazla zengin etmek için var olmamalı. Ya da tekelleşen holding patronlarının cebi dolarken maaşını hak etmeyen işçi olmasın diye de devam etmemeli. Kalın ve anlaşılmaz anayasalar yaparak sürekli kendi yargısal mekanizmasını kursun diye var olmasın HUKUK . Kavramlarının içi doldurularak yapılsın. Sözün özü halkına geri dönsün.
   Ben sana yazmaktan yorulmayacağım insanlık! Senin ben de asla bitiremeyeceğin bir insanlık kavgası var. Ama her zaman cümlemi sonlandırdığım gibi gene beni kimse takmayacak ve her zaman olduğu gibi sizler saçma sapan şeylerle vakitler kaybedeceksiniz. Canınız sağolsun. Saki rakıyı tazele!
Fahrunnisa PANDA
15.04.2012

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s