Kendime MANİFESTO

   Hayatında neler yaşadığın pek bir önemi yok. Sadece yaşadıklarından sonuçlar çıkarıp yoldaşlarının kim olduğunu anlama durumun var unutma! Okullar, sıralar ve zamanlar değişebilir ama unutma insan oğlu kolay değişmez ve sen sadece güvenmene devam edersin. O yüzden her daim her ortamda kendi yeteneklerine güvenmeye devam et başkalarının omuzlarına değil.
Neler yaşarsan yaşa her daim cebinde savunmanı hazır tut çünkü sen ve senin gibi aynı kaderi yaşadığın insanların adına yapacaksın bu son konuşmalarını. Tek övünebildiğin değerin KAYBETMEKTEN KORKMAMAN olsun. Unutma sen yeri geldiğinde cebinde ki son kuruşları evde ellerin tütün kokarken yazı yazmakla geçirip çokça film izleyerek yaptın; fazla okurdun, hayal ederdin, sadece ve sadece yazardın; onu, şunu, bunu, aklına ne gelirse ki düşünmekten nefret ettiğin kadar hiç bir şeyden nefret etmedin ömrü hayatında. Kafada her an milyon düşünce, ne kadar isteksiz olsan da…
Zorunlu seçmeli hayatlarım oldu senin; misal babam eve saat 5 gibi geldiğinde bilirdin tayininiz çıktı ve arkanda bıraktığın dostlar, aşklar ve o çocuksu masum anılar kalırdı.. Belki de bu yüzden büyümek kolay oldu. Çabuk büyümek zorunda kaldın. Çünkü o kadar çok kamyonla eşya taşındı ki evimizde bir şekilde eşyalar gibi yürekler de bir yerlerde bir şehirlerde taşınma esnasında kırılabiliyordu. Tüm bunlar  olurken bencil ve bunun türevleri olan hareketlerin hiç birini sevemedim. Ya çevredeki herkes bundan payını aldıysa, ya bunu hayatın ta kendisi olarak kabul etmişlerse “neden ben böyle olmayayım ki” babında bir yanılgıya düşmedin, belki de doğru olan buydu. Sen yapmadın bunu, denedin işte olmuyor. O halde ne yapacaksın? Son vereceksin bu gidişe!
Nasıl son vereceksin. İnatla her daim haykırmaya devam edeceksin giden dostların arkasından HOŞÇAKALIN derken  DOSTÇA kalın demeyi ihmal etmeyeceksin. Severken şart, şurt koşmanın en büyük günah olduğunu bileceksin. Yaşadığın her yere hayatın taa kendisini götürerek muhteşem hatalar yapmayı marifet sanıp çocuklarına güzel anılar yaratacaksın. Herkes bir şekilde yalanlarla temize çıkarken sen Alsancak  gün doğumunda elinde ki son biranla körfeze boşaltacaksın gözyaşlarını. Kılık, kıyafet, sıfatlar yahut benzeri hiçbir statüye takılmadın. Pek tabi ki, takıldığın tek  şey kalpten  gelen güzel bir gülümseme makus talihini değiştirecek.
Belki de Charles Bukowski haklıydı Suda yakın Ateşte boğun beni derken ; nede olsa sürekli olarak hayata kendi gözlüklerimizden bakıp namus anlayışının iki bacak ve 6 mm’lik bir dava olmadığını bilmenin erdeminde olacaksın. Bacaktan ziyade beyinde aldatmış bir kadın zaten her türlü namussuzluğun % 50 sini bitirebilecek bir kapasiteye gelmiş demektir o yüzden aynı yolda yürü genç sen doğru  olanı yaptın yada yapmaya çalıştın. Ne demişler efendim, bitti; benim sayılı günlerin sonra erdi yavrum hadi yoluna demek olmuyor, Sana mı  kalmış ki bunu söylemek densiz de diyebilirsiniz problem değil! Hayır bu kimsenin haddine düşmez, buna ancak ben karar veririm, anlaşılır yada anlaşılmaz bir dilde söylüyorum belki bunları ki boşa gitmesin diye ama … Bitmez bunlar, bitmez. Ben istemedikçe bitmeyecek..!

Ben biterim tatlı düşleri(nizde)mde, siz oyununuzu oynamaya devam edin…

Fahrunnisa PANDA
11.06.2012

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s