O Memur Beyler Gelmiş!

  Bir devrim sesi çınlasın rüyalarımda istiyorum. Bir sabah uyandığımda o güzel çocukların güvenle dans eden melodisiyle uyanmak istiyorum. Ancak her gün daha büyük kavram kargaşalarının yaşandığı düşmanca bir tutumla faşistleştirilen insanlar arasında sadece korkuyor insan. Baskı altına alınmış ve sipariş usullü yapılan haberlerle susturulan gazetecileri görünce içim burkuluyor! Haber yapmak için polisten onca dayak yiyen Metin Göktepe gibi gazetecilerin olduğu, yaptığı haberlerle gündem değiştirip iktidarları zorlayan gerçek gazetecilerin varlığı hatırlanınca (Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışla, Necip Hablemitoğlu) gerçek basın insanlarını özlüyoruz.
  Terazisinin ayarı bozulmuş yargı içinde kendi hukukumuz olduğu iddasındayız, ülkenin her yerinde genç insanlar acımasız ölürken bu ülke de dal kıpırdamıyor ve bu ülke de annelerin gözyaşlarının hesabını hangi din, gelişmiş medeniyet verecek! Kendi cahillikleri içinde sadece cihangire kapanıp sıkışmış bir çok aydının dışında konuşmaya çalışan ve döneklik yapmayan gerçek aydınların azaldığını düşündüğüm vakitler bir ürperme sarıyor dört yanımı sanki güneşimizden uzaklaşıyoruz ..
  Hep söylenmişti ilerici olmak zor zanaattı sonu acı ve gözyaşıyla biten yolculukların varlığını baştan kabullenmek demektir. Belki bir gün bizde dört duvarı kaplı bir gözü açık mezarlara gireceğiz bilinmez. Çünkü düşünmek suçu kapital dünya gerçeklerinde  çok möhim bir suçtur. Parayı kıble yapıp bilgiyi ayaklar altında ezen insanların hüküm sürdüğü topraklar burası. Sadece nefes alıp mutluluk tiyatrosunun oyuncusu olma olanağı verildiği bir dostlar sahnesi. Unutmanı istiyorlar insan olmanın o güzel erdemlerini, hayaller peşinde koşmanın gülümsemelerini.
  Bir yerlerde bir isyanlar kopuyordu Wall Street ayaklandı manşetleri geçmişti gazeteler. İngiltereyi yakmıştı anarşik/moskof diye hitap edilen gençler. Yaklaşık üç senedir durmadan iktidara kafa tutan bir kitle vardı Yunanistan’da da ismi anarşik/moskof diye anılan çocuklar  sokaklar ‘Kardeşimsin Aleksis’ diye inletiyordu. Ancak bizim ülkemizde 12 eylül 1980 ve sağ iktidarların egemenliği boş bir levhaya sahip bir nesil yetiştirme amacı gütmüştü. Türkiye’nin tüm yurttaşları bir kuran kursundaki bir çocuk kadar uslu olmayı öğrenmişti yediği sopalar ve yaşadığı acılarla Öyle büyük acılarımız vardı ki mesela Kuran Kursu denilince aklıma geldi gencecik küçük kadınlarımızı kaybetmişliğimiz vardır. Sebepsiz bir Türkiye klasiği olarak!
 Sırf şimdi ben ve benim gibi bir grup yaramaz, serseri, ütopik fikirli insanlar o günü bekliyoruz. Kapı açılacak memur beyler davet edilecek ve suçumuz tane tane yüzümüze karşı okunacak avukatımız aranacak biz suçlanacağız. Kimse merak etmesin söylediğimiz yaptığımız bütün her şey bir birinden görkemli bunu hep bileceğiz.
  Gidebiliriz memur beyy bende uzun zamandır hep bu anı düşünüyordum nerede kaldınız acaba diye. Yalnız reca edeceğim kelepçe takmayın sizin unuttuğunuz insanlığınız bende hala baki..
Fahrunnisa PANDA
11.10.2011

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s