Sokağın Sanatçıları: İstanbul

  İstanbul’dan bahsediyoruz 12.9 milyon insanın yaşadığı ve her yıl bu sayının 170 bin attığı bir nüfusun içinde günde 2 milyon insanın bir şekilde geçtiği kimilerine göre dünya başkenti olan şehirden bahsediyoruz.
Beyoğlu veya diğer adıyla İstiklal denen semte giriş yapıyoruz (Kısacası İstanbul’a giriyoruz). Aslında tünel çıkışı tarafından Galata’dan gelen Hristiyanlarla, elçilikler dolaylarına ve o zamanlar “Grand Rue de Pera” denilen İstiklal Caddesi boyunca yerleşmesiyle Avrupa kenti görünümünde bir yerleşme olarak ortaya çıkmış. Zamanla bir sürü tarihi olayın şahitliğini yapmış aslında ve bir sürü insana çok büyük özelikler kattığı söylenmektedir. Mesela artık bütün İstanbullular hızlı yürüme konusunda çok uzman bir o kadar telaşlı insan göze çarpıyor. Sözün özü kent çok hızlı yaşıyor.
Tünelden ne zaman başımızı yukarı kaldırsak o tarihi binaların ruhunu yaşatan o semtin kendine has tınısını hissediyoruz. Sanki şehir bizimle konuşuyor. Kimler mutlu olmadı ki bu tınıları duyduğunda; canı sıkkın bir memurun gülümse sebebi oldu kimi zaman ve yahut kız arkadaşıyla bir öpüşme bahanesi oldu genç bir İstanbul delikanlısı için. Duyduğu o tınılar İstiklal’de bir mutluluk bahanesinin en asli gerçeklerinden birine sebepti artık.
İstiklal’in  köşesinde duran taksiciler gece /gündüz hizmet ediyor, muhteşem sokak lezzetlerini kokularıyla bizi bizden çalan sokak aşçıları, parasız olup mutlu olmasını bilen öğrenci tayfaları, hayal kurmak için gelmiş bir sürü hayal-i perest insan ve daha nicelerinden oluşan bir mozaikten bahsediyoruz. Bir de sokağın isimsiz kahramanları olan ve gece 2’yi gördükten ortaya çıkan midyecinin , sıcak kestanecinin, yağlı börekçinin, yumurtalı (teneke dibi) peynirli sandiviçcinin, nohut/ayran/tavuk pilavcısı ile kazınan midelere deva nice ayrı muhtelif çeşitlerini sunmaktadır.
Yaşlı yada genç ,zengin yada fakir hiç birinin bir öneminin kalmadığı yerdir burası eğer notaların bir dili olsaydı bunun en güzel konuşulduğu yer herhalde İstiklal caddesidir. Bu kadar farklılık içinde bir bütünlük yaratmasından belli olmuyor mu? Bir çok kavramı bir arada barındıran o insanlar romantikler, gezginler, hergeleler bir çoğu her daim uslanmaz aşıkların yanında saf tutup yüreği büyük olanın yanında yer almış kişilerdir. Hepsinin ayrı bir savunma hikayesi var hayat mahkemesinde ama hepsi birbirinden görkemli olan bu suçlarda cezalarını çekmek için yollara düşmüş ve düşerken bir müzik aleti almayı akıl edebilmişti yanına, bir diğer kimse ise sadece mızıkasını pasaport yapmıştı bu sürgünde ve diğer bütün farklılıklarıyla birlikte çalıyorlardı herşey ve herkese inat o insanlar. Onları yakından dinlerken bir şeyi fark edersiniz sanki yüzyıllardır buradalar. O rahatlık vardır üzerilerinde hiç birinin bir kıyafet ve statü derdi yoktur ve müziklerini yaparlarken sanki gözleri hepsinin tamamen kapalıdır. Bir gizli manifestonun altına hepsi imza atıp sözleşme imzalamış gibidir. Yazısız anayasa kurallarına tabi bu insanların muhteşemlik hissiyatı bundan kaynaklanıyordu belki de. Çünkü taş dediğimiz bir gerçeklik var ve tüm insanları birleştiren bu taşın birlikteliği kuralı. İster ayakta, ister oturarak seyret bu insanları birleşmek bir zaruriyet sanki anayasa kuralı gibiydi onları izlerken. Bir uçucu madde kullanan insanla elinde laptopu olan iş adamını ancak yeryüzünün bize sağladığı taş sayesinde bir araya gelebiliyordu. Sokağın sessiz kahramanlarından olan İstanbul efsanesi belki de bir gün bir röportajında şu lafı kullanırken ne kadar da haklıydı ” Tılsımıyla bize ulaşan tüm ritm ve armoniler; örneğin rahmaninof’tan, tanburi cemil bey’e, ali ufki bey’den aşık veysel’e kadar tüm tınılar bizde ifade buluyor ” (94 yılı Siya Siyabent röportajı). Bir cadde adı değildi İstiklal onlar için çok daha büyük anlamları barındıran bir müzikli direnişti yaptıkları ve şahitleri eski binalar taksimin kazanan ve yahut kaybeden bütün insanlarıydı. Onlar misafirliğe gittikleri şehirlere asla eli boş gitmiyorlardı her daim müzikleriyle gidip bir gelecek daha yaratıyorlar tıpkı İstiklali onlarsız bir eksik düşünüyor olduğumuz gibi .

Fahrunnisa PANDA
26.09.2011

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s