2012 Mali Muhasebe Bilançosu

   Bazen diye başlayan bir kelimeyle 2012 yılını, yazının başında uğurlamak istiyorum. Çünkü o kadar büyük bir kelime ki ”bazen” bir çok şeyin cevabını veriyor. Gene İzmir’den ses edip uğurluyoruz geçmiş olanı ve karşılamamız her şeyiyle sürüyor gelecek olanı. Bir önceki yılı Dünya ve Türkiye de o kadar çirkin ve kötü olaylarla meşgul olarak geçirdik ki kendimizi unuttuk. Yeri geldi dostlarımızı ihmal ettik gereksiz uzunluktaki içki masalarında memleketi kurtarırken ailemizi ihmal ettik. Velhasıl çok şey ettik bir halt edemedik. Konuştuklarımız da bazı paralar için çok basit, bazı vicdanlı yürekler için çok acı olacak herhalde. Ya da her zaman ki gibi hiç bir şey olmayacak işte.
Çirkinliklerimiz o kadar fazla ki nereden başlayacağım konusunda utanç duyuyorum. Arap baharı adı altında gerçekleşen emperyalist politikalar, baharın getirmesi gereken kelebekler yerine kurşunlarla ölen çocuklar, çevremiz de onca ateş yanarken bizim muhteşem Süleyman’ öykünen dış politikamız, ülke içinde varlığı sadece kavram olarak kalan Hukuk, Türkiye’nin cennet ormanlarını altın, yol ve bilumum HES projeleri için delice katledilmesi, muhteşem 3’lü (özgürlük,ileri demokrasi ,cumhuriyet) kelimelerinin ağızlarda sakız edilerek anlamlarının ve manalarının boşa çıkartılması, gece yarısı operasyonlarıyla insanların mülki haklarına tecavüzün reva gösterilmesi, 780 tutuklu öğrencinin üniversite kantinleri veya amfilerinde bilim tartışıyor olması gerekirken ceza evinde olması mı?
Türkiye’de olan ki atladığımız birçok olayı da unutmuş olabiliriz kusura bakılmasın. Evrensel değerler kutsaldır hiç bir kurum yada kişi tekeline bırakılamaz.Bulunduğunuz yer küre hepimizin yurdu ,bilgi ve görgü hepimizin malıdır. Artık en katı milliyetçilikleri defedip Einstein’ı bile haklı çıkarmalıyız ”milliyetçilik küçük bir çocuk hastalığıdır” ifadesin söylediği gibi. Ne var ki dünyaya egemen iktidarlar hala dünyanın ne kadar kozmopolit ve sınırları aştığını, bir yerlerde bir kıvılcım yandığının farkında değil [Yahut Umursamıyorlar]. Bu yüzden o koltuklarını bırakıp aramıza katılmaktan oldukça uzaklar. Unutulmamalı tek bir dünya, sınır tanımayan yurttaşlık hala uzun ve çileli olabilir. Ancak İMKANSIZ yada rüya değil. Rüya olmadığını düşündüğünüz için olup bitenlere duyarsız kalmayın, liberal masallara kanmayın demekle meşgulüm! Sizlere empoze ettirilmeye çalışılan ve tiksindiğiniz bir çok olay karşısında sizde var olan ama hep unuttuğunuz o duyguyu tekrar hatırlayın ÖFKELENİN. Şuan 2013 yılına girmek üzereyiz ve artık her şey sorgulanır oldu. Yakın tarihten elimize kalan yıkılmış bir Sovyetler birliği efsanesinde emeklemeye çalışan Rusya, kendi iç dinamikleriyle delice problemler yaşayan bir Avrupa birliği var. Dünya da belki şuan sadece kendine güvenen bir Çin görüyoruz lakin oda kendi içindeki enflasyonist tehlikelerle ciddi anlamda karşı karşıya. Netice olarak tek tip şekilli insan yaratılmaya çalışılıyor (Tüket, İtaat Et ve Öl) ve insanlık içine sıçtı artık öfkelenmemizin vakti. Öfkelenmek ilk direniş ve insan onuruna ait bir tepkiniz olacak. Unutmayın çağımızın en baş düşmanı maliyesi sözde güçlendirilmiş ekonomiler, yalnızca kar ve sermaye artırımı ile hareket eden şirket devletler. Şirket devletler içinde siz birey değilsiniz sadece bir tüketim aracı olarak şablonda gözüküyorsunuz ve genelde ekonomi öğrencilerine ”hane halkı” adı altında pazarlanıyorsunuz. Her koşul ve durum altında kayıtsızlık ve ilgisizlik çok kötüdür unutmayın. Bir şey olmuyor, elimden bir şey gelmiyor deyip, kendi işinize baktığınız gün kazanmadınız yenildiniz. Çocuklarınız bıraktığınız böyle bir dünya mirası için hesabı mutlaka sizlerden soracaktır. Böyle tepkisiz durumlarda yitirmiş olduğunuz öfkesizlik sendromu nesiller boyu sürecek bir virüs olarak çevrenizde yer edecektir.
Tüm bunları başarabilmemiz için delicesine mutluluklara ihtiyacımız olacak. Bu mutluluğu bir şekilde öğrenmenin şekli hönküre hönküre acılar çekmek olacaktır. Kadınlara ve her daim mucizenin sembolü olan anneme şuan ki mutluluklarımı armağan etmeliyim. Çünkü ondan öğrendiklerimiz kutsal mutluluğun en kötü anda bile bulaşıcı olduğunu öğretip ”içini karartma nefes aldığın sürece umut savaşı devam eder” diyen kadındır.
O vakit son parasıyla bira alarak yılbaşını geçirecek güzel öğrenciye, şehirlerin pis sokaklarında neden o işi yaptığını bilmediğimiz kadınlara, şarapçıların, evde pijama terlik usullü geçirecek olan asgari ücretlilerin, aşık olup sevdiğine kavuşamayanların ,inandığı din için en temiz şekilde dua eden tüm insanların, yaftalamadan bölmeden temiz duygularla yurtseverlik yapan insanların, kaybedenlerin, ağlayanların sevişenlerin, yetim ve öksüz çocukların, ceza-evinde F tipi yaşayanların, tutuklu öğrencilerin ve daha hayatımıza dair ne varsa herkesin en güzel şekilde yeni bir yıllı mutlulukla geçirmesini umuyorum. Son not seviyorsanız gidin konuşun !!
Fahrunnisa PANDA
30.12.2012

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s