2013 Mali Muhasebe Bilançosu

      2012 yılından çıkarken bazen diye bir cümle ile başlamıştım. ‘’Bazen’’ kelimesine vurgu yapmıştım. 2013 yılından çıkarken birçok keşkeler biriktirdim. Çünkü o kadar çok keşke diyeceğimiz olaya şahitlik ettik ki başka kelime kullanamıyoruz yerine. Ne acı. Geçen sene bu vakitler lisans bitmişti. İzmir’den sesleniyorduk şimdi bir başka şehirde yeni ve yeniden yaşam kurmak ile yeni başlangıç birçok sonlar yaratıyoruz zamanda. Unutulan tüm dostlara, giderken ‘’hoşça kal’’ demeyi ihmal etmiyoruz. Gereksiz uzunluktaki polis şiddeti ve yapılan uzun sohbetler neticesin de ihmal ettiğimiz ‘’ailelere‘’ bir ufak özrü borç biliyoruz. Aslında her şey  ‘’Kapitalizm içinde gölgesi satılamayan bir ağacın kesilmek‘’ istenmesiyle başladı. Mayısın son gecesi Haziran başında Türkiye o unuttuğu direniş ruhunu tekrar kazandı. 81 vilayetten 68 ‘inde bir şekilde direniş ruhu şekillendirildi. Nelere mi itirazı vardı bu kadar insanın tıpkı 2012 ‘de bahsettiğimiz gibi Arap baharından gelmeyen kelebeklere itirazı vardı, HES projeleri ile katledilen doğaya tepkileri vardı, apış arasında ter kokan cinsel ve bedensel konularda ki acımasız müdahalelere, kadının birey olarak görülmemesine, ırksal ve dinsel siyasetin egemen bir toplum yaratmasına, eğitimin özerk ve bilimden uzaklaşmasına, sokaklarımıza mahalle baskısını getirmesine.

      2013 yılının en unutulmaz olayları ilk olarak 2008 yılının mart ayında gerçekleştirilen ‘’Paris’in Trocadero Meydanı’nda’’ 3000 kişi ile gerçekleştirilen duran adam eyleminin 17 Haziran 2013 günü Taksim metro çıkışın da 8 saat aralıksız durarak ‘’pasifist eylemiyle polis kendisine kafayı yemiş la bunlar cümlesini kurdu. Ama o güzel insan tam olarak 8 saat boyunca dünyanın en güzel sihrini kattı. İstanbul’u susturdu ama çok güzel bir sihirdi. Yılın en güzel olaylarından biri olarak hatırlanmaya devam edecek. Dünyanın hiç bitmeyen en güzel paylaşımlarını kurduk aslında ‘’yeryüzü sofraları‘’ ile tıpkı Şeyh Bedrettin’inin dediği gibi ‘’yarenin yanağından gayri bizde her şey ortaktır‘’ dediğinden beri ki  belki en güzel sofralarına eşlik etti. Teşekkürler sizlere de antikapitalist Müslümanlar ve Devrimci Müslümanlar. Belki de kimliğinden daha çok statüsünü ilk defa erk‘e bu kadar kafa tutan şekilde yansıttığı için çok sevdik onu.  Sırrı Süreyya Önder’in o muhteşem savunması zamanında belki de ‘’Bizim Aile‘’ filminde ki Münir Özkul’u hatırlattığı için daha çok savunduk ne demişti o gölgesi bizi mutlu ederken savunduğu ağaç için polislere:

-“Özel şirket temsilcisine zabıta gömleği giydirip getiriyorlar buraya. Sen şirketlerin polisi misin, halkın polisi mi? Bunların yıkım ruhsatı var mı? Aha ben buradayım, (yıkım) ruhsatını getirsinler çekilelim. (…)Duracak bu kepçe. Kimseye de müdahale etmeyin. Bu iş sağ-sol işi değil. Vebali var, vurduğun kuşun hakkı var! (…) Bu ağaç başka türlü kurtulmaz. Yazık, günah! İki cihanda vebali var! Kestirmeyeceğiz. Polis burada özel şirketin personeli gibi davranamaz. Gaz atılacak bir şey varsa, aha işte bu kepçedir, bu halk değil. Onların burada bağı, bostanı yok!”

     Ankara’da tomanın önünde oturup gençlere destek olan Emine Ülker Tarhana ve yanımızda olan ismini anmayı unuttuğumuz nice güzel insana selam olsun. Erk sevdalısı olmayıp olsa bile bunu bize hissettirmeyen o güzel insanlara eyvallah teşekkür borç bildik. Bağımsız gazetecilikte attığı manşetle ‘’Adalet çok güzel uyuyordu, uyandırmaya kıyamadık‘’ manşetiyle yanımızda olanlara selam olsun. Daha bağımsız gazetecilik günlerin de hep aynı muhalefet tadında kalıp paranın sizi kirletmemesi dileğiyle. Bu kadar güzel direnişin acıları hep yaşamaya devam edecek unutmadık o beş kişiyi, acıları hala taze ve evden ekmek almaya çıktığın da polis şiddetini 14 yaşında öğrenen Berkin Elvan için hala kin ve öfkemiz içimizde saklı duruyor sadece dua ve umut besliyor acılı ailesine sabır diliyoruz. Bu sene çok büyük sanatçılar kaybettik tek tek ismini yazmayalım çünkü olur ya birini unuturuz o vakit haksızlık yapmış olmamak adına 2014‘te güzel ve gerçek sanatçı aydınlar ölmesin diye temenni edelim. Öfkelenin ve birleşin dünyanın tüm güzel insanları ama bu bir bayrak altında yada illaki bir partizanlık adı altında olmasın sadece. İnandığınız güzel dünya değerleri için olsun bilimin özerkleşmesi, sokakta hatununuzla rahatça içebilmek, iyi ve sansürsüz kitaplar okuyabilmek, daha iyi bir muhalefet olması, iktidar erkinin sizi sadece tüketimin içindeki ‘’hane halkı ‘’görmemesi için öfkelenmeyi asla unutmayın güzel insanlar.
Tüm bunları başarabilmek için aşka ihtiyacınız var, erkekler asla unutmasın annene saygı duyduğun kadar hatununu da saygı duy. İnsanları yargılamayın affedici olun bağışlayıcı olun, şiddet yerine sevişmek hep ilk önceliğiniz olsun. O vakit son parasıyla bira alarak yılbaşını geçirecek güzel öğrenciye, şehirlerin pis sokaklarında neden o işi yaptığını bilmediğimiz kadınlara, şarapçılara, evde pijama terlik usullü geçirecek olan asgari ücretlilere, aşık olup sevdiğine kavuşamayanlara, inandığı din için en temiz şekilde dua eden tüm insanlara, yaftalamadan bölmeden temiz duygularla yurtseverlik yapan insanlara, kaybedenlere, ağlayanlara, sevişenlere, yetim ve öksüz çocuklara, cezaevinde f tipi yaşayanlara, tutuklu öğrencilere ve daha hayatımıza dair ne varsa herkesin en güzel şekilde yeni bir yıllı mutlulukla geçirmesini umuyorum. Son not seviyorsanız gidin konuşun !

Fahrunnisa PANDA
10.12.2013

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s