Deliliğe Çağrı

Bütün şeylerden önce ne vardı? Felsefe tarihinin o köşe başlarında ki adamlar ne demişti. Descartes için düşünce “varlıktı”. Varlıktan önce nereye gidebilirdik. Nietzche “varlık” dediğimiz bir yalandan ibaret değil miydi? Tinimiz beden içinde hapis miydi, yoksa esaret bedenin tine göre şekillenmesi olarak mı kendini gösterdi. Bütün bunlar üzerine çok şey söylenebilirdi ancak Jack Kerouch’a göre sadece “delilik” vardı. İnsanlığı sahte politikalardan, yalancı sözlerden, dünyanın kaba düşünceleri içine sıkılmış tüm bedenlerden kurtaracak tek erdem “delilikti”. Olması istenilen bu delilik aklın süzgecinde damıtılırken egoların zayıflaması, algıların olağan dışılık içerisinde açılması şeklinde zamana zuhur edebilirdi. Batı medeniyeti belki geliştirdiği onca teori arasında bir tek deliliğe sağlam bir delil sunamadı. Çünkü ancak iyi bir doğu sentezi deliliğe övgünün açıklamasını nitelikli olarak yapabilirdi. Post modern toplum yapısı gereği hep normal ve standart ağlar üzerine bir ilişkiler ağı geliştirmiş, bu yüzden deliliği hep dışlamıştır. Üstün yapı ve çok entelektüel bir tavır takınan Amerikalılar ise deli rolüne bürünerek aslında savunuyoruz dedikleri deliliği dışlamışlardır.

Delilerin normalleştirilmesine cidden sert ve keskin bir şekilde karşı çıkılmalıdır. Hepimiz deli oluncaya kadar haklı ve kararlı mücadele eksiltilmeden devam ettirilmelidir. Eğer yaşam formu içerisinde devam etmek isteyorsak her form için delirmek hakkını tercih etmek ilk öncelik olmalıdır. Bu ilk adım sayesinde oluşacak bilişsel üretim ile delirdiğini anlayan insanlık artık algısal bir farklılığın içine girecektir. Durduğun zaman içerisinde eğer hareket etmeye başladıysan artık delilik hayatının her anında var olmaya başlayacaktır. Deliliğin kuramsal olarak varlığını reddetmek kimsenin haddine değildir. Çünkü delilik bir siyasi doktrin, bir ideoloji ve yahut bir kurum olarak hareket etmez. Bunu sağlayacak tek şey damarlarında dolaşan deliliktir. Zamanın içerisinde çoklu seçenekler arasında yapacağın tercihler delice ve cidden akıl almaz derece riskler taşımalı ve sen bunları yaşamalısın. Kapital hayatın içinde ki endüstriyel estetikler içerisinde ki inşalar da, bedenimizi ve aklımızı beylik kelimeler ile sakatlıyoruz; içinde yaşadığımız dünya bize içinde yer alacağımız hiçbir duyguyu yaşamamayı öğretmiş.

1960 ve 1980’li yılların edebiyat ve ütopik tüm deneyimleri muazzam bir delirme ve bilişsel üretim örnekleriyle doludur. Batılı dünyanın birçok genç insanı Doğunun keşfedilmemiş saklı mistisizmine yolculuklar yapmıştır. Bu sayede Batının rasyonel aklı ile Doğunun unutulmuş saklı aklı harmanlamıştır. Bu yüzden Hippi kültürü ortaya çıkmış, savaş karşıtlığı söylemsel alanda pratik olarak yeniden üretilmiş, Antik yunan felsefesinin kavramları kimi açıklamalarda yetersiz kalmıştır. Zen’i Batıya tanıtan ve uyarlayan Alan Watts, Gary Snyder, Christmas gibi isimler bu yetersizlik vurgusunu yazınsal boyutta dile getirmiştir.

Batı tedrisatında Descartes bilimsel düşünce alanında belki Endüstriyel devrimin temellerini ve kapitalizmin vahşi saldırganlığının ilk nüvelerini ortaya atmış olabilir. Ancak Batı tedrisatı kültür devrimi ve huzur konusunda hep bir varoluşsal bir eksikliğin içinde yer almıştır. Erich Fromm bu durumun betimlemesini şöyle yapar: “ Bugün rasyonel akıl sahibi insan hastalıklı bir şekilde duygulanmak yeteneğini yitirmiştir. Bu nedenle de, kuşkudan, tasadan, ruhsal yıkıntıdan kendini kurtaramayacak bir hale gelmiştir. Hala mutluluk, bireycilik, hür girişim gibi ezberlenmiş, toplumun amiyane olarak basmakalıp nitelediği laflar etmektedir. Hiçbir hedef ya da gayesi yoktur. Niçin yaşıyorsun diye sor bakalım! Yanıt vermekte güçlük çekecek. Kimisi ailesi için yaşadığını söyleyebilir. Kimisi yaşamın keyfini çıkarmaktan ya da para kazanmaktan söz edebilir. Ama gerçek kimsenin ne için yaşadığını bilmemesidir. Bütün insanlık hikâyesi ruhunda yaşadığı yalnızlıktan kurtulmak ve kendini güvene alma telaşından ibarettir”. Sartre; “Yol değildir yaşamak, yolda olmaktır. İçinde ben varsam bu yolun, bir anlamı vardır”.

Bu yüzden yolun sizi götürdüğü yere değil, hayallerinizin götürdüğü yerlere ‘Tibet’e gidin. Deve hörgücünde sallanarak yolculuk yapmanın heyecanını hayal edin. Kuran okuyun, İncil’le karşılaştırın, Tevrat’la değerlendirin ve Zebur’la kapanışı yapın. Kahverengi ayakkabınızı siyah boyayın. Sakal bırakın, güzel bir işi reddettin. Çok sarhoş bir gecede düşlerinizde ki bir kano ile seyahat edin. Bir gazeteye üyelik yapın. Bütün gün yatağın içinden çıkmadan kitap okumanın nasıl vakitler kazandırdığını anlayın. Viski ile bira için. Kafanı buz gibi suyun altında tuttuğunda neler hissettiğini düşün. Politikaya girip muhtarlığa adaylığını koy.  Gerçekten bir kadını isteyerek öp, kokusunu duyacak kadar seviş.

Bu yazdıklarım aykırı gelmesin sana. Ben sadece Özgürlük diyorum. Ve ben özgürlük kelimesini ağzıma aldığımda sen bunu ahlaksızlık olarak anlamak tarafını seçme. Çünkü delilikten konu açtığımızda iş özgürlüğe geldiğinde senin aklın sadece ahlaksızlığa çalışıyor. Bu yüzden kelimelerim yettiğince ‘özgürlük’ kavramını açıklamak istiyorum. Özgürlük arafta olmaktır, tam ortada kalmaktır. Dante’nin İlahi Komedyası kitabında ki arafta kalmaktır. Özgürlük kendi otoritesini dayatmıştır insanlığa, ancak bu bir cebri zorlama yahut ceberrut devlet dayatması ile olmamıştır. Tüm özgürlük karşıtı insanlar içten içe fokurdar, ağızlarında plesenk olmuş ahlaklılık cümlesi ile en büyük ahlaksızlıkların kapısını hiç korkmadan aralar. Polisler ve yargıçların Özgürlük normları ile hareket ederler, politikacılar aracılığı ile bunu legal hale getirirler. Bu kontrol manyağı, özgürlük karşıtı insanların kafalarına sızmak ise neredeyse imkânsızdır, çünkü taş kalpli ve taştan duvarları vardır, tepeden tırnağa pisliğe bulanmışlardır.

Doğu’nun ve Batı’nın bütün büyük delilerine, İzmir’in hayatı öğrendiğimiz sokaklarına, Göztepe semtine, kitaplara, eksik bıraktığımız tüm yoldaşlara, yüksek vergili alkollere, sosyal bilimlere, bitmeyen tezlere çokça selam olsun. Haa tabi birde hiç eksiltmeden bizi seven insanlara.
Fahrunnisa PANDA
03.05.2016

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s