Ekonomi ve Dolar Üzerine Dedikodu

 “İmkânsız Üçleme” 1963 yılında Mundell-Fleming tarafından yazılmıştır.[1] Böyle bir çalışmanın yapılmasının temel nedeni, ekonomi politikasını götüren ülke sabit kur hedeflemesi yaparken sınırsız sermaye akışı gerçekleşir bundan dolayı bağımsız bir para politikası amaçlarını gerçekleştirmesi sanılanın aksine zordur. Ülkelerin ekonomik pratik yaşantıları incelediğinde görülecektir ki böyle bir mükemmeliyet arzusu hiçbir ekonomik dönemde gerçekleşmemiştir. Dalgalı kur rejimini ilk olarak Amerika ülkesinde 1973 yılında ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyet’ine bakıldığında son dönemde özelikle siyasal iktidar yöneticilerinin açıklamaları ekonomide belirli olası varsayımların konuşulması gerektiğini ortaya çıkarmıştır.

İktidar konumun da güç olarak en tepe de bulunan kişi son gelişen süreçler içerisinde sürekli olarak özerk olan ve bağımsız politikaları ile kapitalist ekonominin mihenk taşı olan MB başkanı ile polemik içerisine girmiş bulunmaktadır. Burada durup eleştirilen kurum olan Merkez Bankasının politik ve siyasi duruşundan bahsetmemiz lazım. Merkez Bankası 3 Ekim 1931 yılında kurulmuş olup 2001 yılında ki son BDDK[2] düzenlemeleri ile özerklik kavramını yasal olarak temellendirmiş bir kurumdan bahsediyoruz. Günümüz gelişmiş ya da gelişmekte olan bütün ekonomilerinde Merkez Bankaları içinde bulundukları ülkenin menfaatleri ve iktisadi hedefleri doğrultusunda hareket ederler. TCMB’nın temel görevi: “ Hükümet politikaları çerçevesinde fiyat istikrarını sağlamaktır”. Banka aynı zamanda para ve döviz piyasalarında önleyici tedbirler alarak enflasyon vb. gibi olumsuz ekonomik kavramların oluşmasına engel olmaktır. Ancak Amerikan Merkez Bankası (FED) gibi sürdürülebilir bir büyümenin devamlılığını sağlamak gibi bir zorunluluğu ve temel görevi yoktur. MB[3]’nın başarısı hükümetin her yıl kendisine hedef olarak koyduğu enflasyon başarısını gerçekleştirme durumudur. 2002-2012[4] yılları içerisinde enflasyon verileri incelediğinde görülecektir ki 2002-2005 yılları arasında tutturulan bir enflasyon hedefi vardır bu hedef tutturulurken çok yüksek faiz kur rejimi uygulanırken enflasyona savaş açılmıştır. 2009-2010 yılları arasında kriz yılları olarak geçirildiği için beklenti içine girilen hedefler tutturulamamıştır. Enflasyon ile olan bu sürekli savaşın temel sebebi ise; ithal yatırım felsefesi ile büyüme gerçekleştiriyor oluşumuzdur. Ancak burada detaylı olarak anlatmayacağım.

Özelikle 2010 yılından sonra hükümet kanadının ekonomi hedefleri düşük kur, düşük faiz, düşük enflasyon beklentisi içine girilmeye başlanmıştır. Burada da şöyle bir sorun ortaya çıkmaya başlamıştır ki yeni bir “İmkânsız Üçleme” ile farklı bir sorun yeniden üretilmiş ve bu ekonomik olarak bir paralize durum yaşanmaya başlamıştır. Gelişmekte olan bütün ülkelerin ekonomik verileri incelediğinde görülecek olan şudur ki yüksek faiz politikası her zaman uygulanan bir işleyiş olarak yer almıştır. Elbette yüksek faizinde bir bedeli vardır ve siyasilerinde Türkiye’de rahatsız oldukları durum budur. Yüksek faiz yatırımların azalmasına, para biriminin değerlenmesine ve ekonominin potansiyelinin altında büyümesine yol açar. Faiz yükseldikçe paraya olan talep[5] ve harcamalar azalır[6]. Azalan harcamalar ekonominin potansiyelinin altında büyümesine yol açar. Ülke ekonomisinin potansiyelinden uzaklaşması istihdam oluşturulmasını zorlaştırır. Dolayısı ile yoğun nüfusa sahip gelişmekte olan ülke ekonomileri politikacıları mümkün olduğunca düşük faiz talep ederler. Özelikle bilinmesi gereken bir durum var ki oda faiz sadece MB politika araçları ile belirlenmez. Çünkü kapitalist ekonomi sistemi içerisinde piyasa kendi içerisinde ki faiz oranını belirler. Bununla beraber oluşan faiz piyasa içerisinde enflasyon oranını belirler. Enflasyonun( Sürekli artan fiyat hareketleri) sürekli ilerlemesi faiz oranlarını etkiler. Bu durumda büyüme oranlarını etkileyerek refah düzeyini düşürmektedir. Halk ekonomik açıdan hissedilir şekilde rahatsız olmaya başlar.

Sonuç olarak hükümet ve iktidar partisinin sürekli olarak Merkez Bankasına yükleniyor olması hiç artmayan büyüme oranlarıdır.  Artmayan büyüme oranları yaklaşan seçimler ile birlikte iktidar partisi olan neoliberal süreç savunucusu parti için oy kaybı anlamı taşımaktadır. Özelikle ocak ayı açıklanan büyüme rakamları iktidar partisi içerisinde ki kurmaylarında ciddi endişe yaratmış ve söylemlerine yansımıştır.[7] MB’nın özelikle faiz indirmeme politikası yüksek olan enflasyon değeridir. Bununla beraber hükümetin kurum için değer olan özerklik kavramına saygı duyulmayan söylemleridir. [8] Bununla beraber MB’nın başındaki kişinin değiştirilmesi yahut ekonomi bakanın görev değişikliği gibi sonuçlar içinde bulunulan kırılgan ekonomik dönem içerisinde daha önce hiç yaşanmamış bir kriz için ortam hazırlayabilir. Ancak bir kara ütopya gibi söylemler içinde bulunmuş olabilirim lakin yaklaşan krizin tam tam sesleri gelmektedir. Toplum olarak safları sıklaştıralım derim.!

Fahrunnisa PANDA
05.03.2015

Kaynakça:

[1] Mundell, Robert A. (1963). “Capital mobility and stabilization policy under fixed and flexible exchange rates”. Canadian Journal of Economic and Political Science 29 (4): 475–485. doi:10.2307/139336. Reprinted in Mundell, Robert A. (1968). International Economics. New York: Macmillan.
[2] Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu.
[3] Merkez Bankası.
[4] http://evds.tcmb.gov.tr/anaweb/enflasyonTR.html.
[5] http://www.investopedia.com/exam-guide/cfa-level-1/macroeconomics/supply-demand-money.asp
[6] http://www.tulane.edu/~woakland/econ102/lectures/lec16out.pdf
[7] http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2015/02/28/vatani-satmak-yuksek-faizle-olur
[8] http://www.bbc.co.uk/turkce/ekonomi/2015/02/150225_erdogan_aciklamalar_tl

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s