İnsan Olma Gayesi

Hayattaki tek başarı başladığın işi bitirebilmek diye öğretilen bir kültürden geliyoruz. Bu sebepten hayalini kurduğumuz ama gerçekleşmeyen tüm hayallerimizin hesabını kimden soracağız. Yaşadığımız dünya içerisinde hiçbir şeye sıfırdan başlanmayacağını biliyorduk. Çünkü sıfır gerçek hayatta kandıran elemandı. Bizler ise kandırılmaya çok alışmış edebiyat müptelası gençler idik. Ve kırmızı tuborg içerek günlerin nötrlüğü içinde hayattaki haksızlıklara karşı küfrederek geçiren birer asalaktık aslında.

Belki büyüklerin söylediği o ayıya dayı deme felsefesini yapmamız lazımdı. Ama yapamadık. Kuyruğumuz hep dik kaldı. Bize de çalınan hayallerimizi yazmak. Bundan kaynaklı kralların kölesi veya soytarısı olmaktan öte bir nedeni ve anlamı olmalıydı hayatın. Aklın sunduğu fikirleri vicdan muhasebesinden geçiriyorken hayatımızın bize ait olması gereken taraflarının, hayatımızın sorumlusu olmaya çalışıyorduk. Ama sistem öyle acımasız ve lanetli ki her gün kırbacını sallamaktan geri durmuyor. Neyi neden savunduğumuzu biliyor, neye neden karşı durduğumuzu biliyorduk. Özgürlük, sorumluluk, adalet, vicdan gibi kavramlar için ne bedeller ödendiğini bilecek kadar tarih terbiyesinden geçmiştik. Bu terbiye içerisinde savunulan değerlerin çevrende ki insan sayısı ile orantılı şekilde ilerlemediğini de biliyorduk. Kalabalıklardan korktuğumuz kadar yalnızlıklarımızdan korkmuyorduk. İrade teslimiyetinin, insanlıktan bir vazgeçiş olduğunu öğrenmiştik. Düşünme yetin kaybolduğunda, senin adına başkaları karar vermeye başladığını biliyor sistemin çarkı böyle kurmuş olduğu gerçeğini çok önceden fark etmiştik,  ama iki çift lafım var sana insanlık.

İlkelerin olsun, menfaat yahut çıkar görünceye kadar değişen ilkelerin olmasın. Sadece hayallerin, seni sen yapan ilkelerin ve gururlu kaybedişlerin yol göstersin sana. Değişmek ilkelerini çöpe atmak değildir, yenilenmektir. Değiştin her ne ise o ol, olduğun şey ol. Ama sen her çıkar mevzu bahsinde arzularını ilkelerinin hizmetine sunarsan, taş olur o kalp, taşlaşır. Eski kafalılık bazı yerlerde güzeldir, hatırla ekmek paylaşımının bizde yarattığı güzelliği. Hayatları akşam en ciks mekânlarda dünya para harcayıp, gece sentetik uyuşturucuların, gündüz ise yataktan kalkmayanların solculuk oynadığı bir dünya değil. Sosyal medyadan okunulan üç beş satırlık cümlelerin, ortam içinde piyasa alkışı olarak sunulduğu bir dünya hiç değil.

Sevgili güzel insan emin olun tüm bu şartlar altında özgür değiliz, özgür/müş taklitlerinde birer aktör oluyoruz. Çok uzaklara gitmeyin bugün girilmesi zor denen sokaklarda bir kavga, yılların eskitemediği uzak diyarlardan kavga sesleri dünyayı çınlatıyor, bir kişinin ırk, din yahut dil uğruna bile prangalar takılı ise ayaklarına hayat içerisinde hiç birimiz özgür değiliz. Zulüm düzeninden beslenip, mazlumların alkışını isteyen siyasi iktidarların hegomanyasın da özgürlük ağızlarda sakız ediliyor.

Odalarımıza, hayatlarımıza, tercihlerimize girmiş olabilirler. Işıkların bir bir söndüğünü görmüş olabilirsin. Emekli bir teyze yahut amca gelmiş içinin baş köşesine oturmuş olabilir. Korku imparatorlukları kurulan dünya içerisinde “tüket, itaat et ve öl” diye yüksek çığlıklar duyabilirsin. Ama karanlık oldu diye kör olmadın güzel insan.  Tercih yap, tercih ettiğin hayallerini savun. Dayatan değil adalet veren ol. Arayan, yolda olan insan ol ama asla yavşak olma güzel insan. Dinin, felsefen, ideolojin duruşun ne olursa olsun sistem içinde yer alan piyon olma! İnsan ol kardeşim insan.
Fahrunnisa PANDA
06.05.2015

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s