Kara Yağız Delikanlı: Babam

      Hiç durmadan hayatı boyunca çalıştı babam. Yirmi küsur yıldan fazla devlete hizmet etti. Devletin çalıştırırken çok verdiği maaş emekli ettikten sonra kıstığı maaşlara dönüştü. Bunun yüzünden tekrar çalışmaya başladı. Hiç durmadan çalıştı anlayacağınız ama bir gün olsun “lanet olsun” dediğini duymadım. Ben zamanın öncesinde belki okuduğu saçma birçok kitaptan etkilenip sokaklarda kahraman olmaya çalışırken annem pencere kenarları ve merdiven tıkırtısından kapıyı usulca açmak için hep beni bekledi. Elli küsur yaşlarında şuan ikisi ve ne zaman göz göze gelsek her ikisinin de hala benimle ilgili kocaman hayallerini gözlerinin içinden okuyor gibiyim. Öyle ne göğüs kabartan çok acayip başarılarım oldu, ne de altın günü ve ya bir erkek sohbetinde bizim oğlanda geçen şu işi yaptı dedirtecek iş başarılarım oldu. Belki de hep biraz kaçar gibi davrandım hayatım boyunca yanlarından.

Üniversiteyi farklı bir şehirde okudum kaçtım. Aynı kent içerisinde başka arkadaşlarda kaldım kaçtım. Yüksek lisans yapmak için farklı bir kent seçtim kaçtım. Ama asla onları sevmediğim için kaçmadım. Bir arayışım vardı ne olduğunu hala bilmiyorum ama hep kaçtım. Kaçmak sanki yolda olmak o patika yolda yürüme hissini veriyor, bir bilinmezlik yaratıyordu. Bilmiyorum! Ama bebekliğim, asi geçen ergenliğim ve yirmi yedi yaşında ki halime bile hep ışıl ışıl bakan iki tane veli mümin insan görüyorum şimdilerde. Sarhoş halde konuştuğum da oldu, ağlamaklı ve ağlar halimle  sığındım da, dünyanın en saçma kahkalarını da paylaştık o iki güzel insanla. Gaz yiyip geç bir saatte eve geldiğimde koşturarak süt aldığını da gördüm babamın, şiddet gördüğümde usul usul yaralarıma üflediğini bildim annemin. Karşıt fikirlerin içinde delicesine tartışırken babamla sofradan kalkmamam için kelimeleri içine akıttığını gördüm. Ne zaman dışarıya çıkacak olsam en zor halimizde bile oğlum paran var mı diye sormadı. Al oğlum buda yanında bulunsun diye üç beş kuruş parayı yanıma verip beni kendisine bile mahcup hissetmemi sağladı. Çok şey sağladı o kara yağız koca adam. Başarısızım diye haykırdığım da, sen ki devletin sistemine kafa tutmaya çalışıyorsun şimdi başarısızlık sana yakışır mı diye akıl verişlerin.  Hayat çok zor dediğimde, kolay olan ne vardı ki oğlum, biz insanlar yaşayarak daha doğrusu bu koşullarda yaşamaya çalışarak zoru başarıyoruz gerisi kolay demelerini. Baba bana akıl verme diye çıkıştığımda, akıl vermiyorum kendi eksiklerimi sana söyleyerek tespit ediyorum diyip, gene beni suskunlaştırmanı.

Velhasıl tek bir kötü söz çıkmadı ağızlarından ikisinin de hiçbir vakit. Ne ben değişebilirdim oysa ne de onlar herkes gibi normal bir çocuğa sahip olabilirdi. Biraz aykırı bir çocuk olmuştum babamın ifadesi ile “ fırlama”. Ama yine de seslerini çıkarmadılar. Babam usulca seccadesine akıttı hep herkesten gizlediği gözyaşlarını annem de artık tamamen boyalar ile sakladığı o gül kokulu olan saçlarını taramak ile geçiştirdi ömrünü.

Şimdi ne kadar kaçarsan kaç yol hep bir şekilde ailene geri getiriyor seni, mühim olan onları da yanına alıp gidebileceğin yeni yol hikâyeleri. Şimdi mezarlığa gitmeden önceki bu zaman dilimlerinde daha çok anlamaya çalışıyorum, daha çok anı biriktiriyorum hanemde. Daha çok geçmişi ile ilgili sorular sorup tanımaya çalışıyorum onu, ailemi. Siyasete, kitaplara ve birçok şeye harcadığım vakitler içerisinde önce onlara vakit ayırmak gerektiğini öğreniyorum. Anlaşamadığımız onca şey olsa da tartışmalarımızın daha uysal olduğunu söyleyebilirim.

Seviyorum sizleri, ellerinden öperim kocaman kara yağız adam ellerinden “Babalar Günün Kutlu Olsun” ….
Fahrunnisa PANDA
21.06.2015

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s