Küreselleşemeyen Ortadoğu

1789 ”İnsan ve Yurttaş Hakları” bildirgesinde ne diyordu: ”Yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarının insanın doğuştan gelen hakları olduğunu ve bu hakların devlet tarafından kısıtlandırmakta, kaldırılamayacağı; yöneticilerin haklarının mutlak ve sınırsız olmadığını savunan doğal haklar kuramını insanlık tarihine hediye ettiği söyleniyordu. Peki ne oldu ?
Soğuk savaş bitmiş herkes delice alkışlara başlamıştı. Dünya artık çok farklı bir döneme girecek ve refah seviyemiz artarken mutluluk hormonlarımız ile kahkahalar kentlerde yankılanacaktı. Öyle anlatılmaya başlanmıştı bize ”küreselleşme”. Küreselleşme ile serbest seyahat hakkı elde edecek kitle iletişim araçları ile harika özgürlüklerimiz olacak, gelir adaletsizliği artan küresel ticaret hacmi ile birlikte minimal seviyelere düşerek harika hayatlarımız olacak diye anlatılmıştı ama olmadı.
Küreselleşme ile birlikte artık dünyanın her yerinde ki birçok haberi kitle iletişim araçları sayesinde alabiliyoruz. Ruanda katliamını hemen önceden öğrenebiliyor ama anlatmaya kalktığımız da sansüre takılıyoruz, CNN kanalı körfez savaşını canlı olarak televizyondan verdiği için bunu bize başarı olarak sunabiliyor. Biz kahvemizi yudumlarken bunu seyrediyor ”tepkisizleşiyoruz”. Kitle iletişim araçları kötüye kullanıldığın da ”hacker”lık gibi bir durumu kötü niyetli art niyetli bir yaptırım olarak anlatıyor hukuksal aygıtlarımızı devreye sokuyoruz. Hayatımızın tümünü mobese gibi kameralar ile takip edilmesini kişisel güvenliğimiz olarak algılayıp ”korku kültürümüzü “ besliyoruz ama özgürlükten dem vuruyoruz.
Küreselleşmenin bütün aktörleri Neo-liberal politikalarını tüm aygıtları ile bizlere aşılıyor. Bizler sadece seyrediyor protesto eden, aktivist hareketler içinde olan herkesi devletin bekası adına ”terörist” ilan etmekle meşgulüz. Irklar, dinler, mitsel yahut diğer tüm kültürel ve folklorik zenginlikler kapitalizm yahut modernite için önemsizken çok değer veriyormuş algısı yaratarak kendi zihinlerimiz de ”tepkisizleşiyoruz”
Berlin Duvarı yıkıldığın da alkışlayan ve bunu harika diye söyleyen batı medyası israil devleti duvar örmeye kalktığı zaman kendi stratejik güvenliği için yapıyor diye terminolojik bir sıfatı kullanıp insanlara algı yönetmenliği yapıyor. Kapalı AB, Bilderberg, WTO toplantılarında komünizim ve bunun türevi olabilecek birçok sol cenah için korku ütopyaları oluşturuyor. Ama Afrika topraklarında ise kendi istediği yönetim araçları adına sol adı altında lümpen diktatörler yaratmaktan geri durmuyordu. 1947 yılında Filistin içinden bir devlet ortaya çıkarılıyor ve kendine terörist bir devlet propagandası yapılıyor. Orada yaşayan hiç bir halka sorulmadan masa başı kararları ile devlet kuruluyor. Bunun oradaki yaşayan halklar tarafından kabul edilmesi isteniyordu. Ogün Arap savaşları devleti diye başlatılan savaşta taraf olan birçok devlet bugün birçok maddi yardım ile susturuluyor. Var olan tüm sessizlikleri ile batının tecavüzüne seyirci olmakla yetinmek durumun da kalıyordu.
Küreselleşme çok güzel bir olguydu teknoloji getiriyordu modernleşen dünyamıza. Sadece saniyeler içinde insanları arabaların içinde tespit edip öldürebilen heronlar sayesinde artık çok modern toplumlar olduk. Ama mantık çerçevesinde bakıldığında haklı bir konumdalar hiç bir gelişme evresi bedelsiz olamazdı. Bir çocuğun daha yaşaması neden o kadar önemli olsun ki! Sağlık alanında adar o hızlı bir ilerleme oldu ki bugün dünyada sağlık ekonomisi ve sağlık kapitalizmi dediğimiz iğrenç bir literatür var. Çünkü sağlık ve yaşam hakkımız bile kapitalizm tarafından acımasız bir gasp halindeyken bir isim verilmeliydi. Gerçekten çok geliştik ama iyi olan bütün gelişmeler o kadar çok kötünün yanında çok cılız ve güçsüz kalıyor biz insanlık bir karanlığa sürükleniyoruz. Bugün dünyamızda ölümlerin normalleştirildiği bunlar üzerinden siyaset yapıldığı gerçeği mevcut. İnsanın hiçe sayıldığı, çıkarların konuştuğu, kutuplaşan, ayrıştırılan ve dünyada köleliğin zincirlemek yerine nasıl kendiliğinden basiretsiz iktidarcık olmaya çalışan devletler tarafından yapıldığına şahitlik ediyoruz. Neydi kavramlar, o bitmez tükenmez literatürle sahi zaman nasıl geçiyordu? Her gün daha çok küreselleşen dünyada, gözümüzün önünde çocuklar ölürken bizim nasıl olsa bize gelmedi diye kıçımızı devirip yattığımız zamanlarda mıydık? Bugün Ortadoğu’da doğmak tercih edilebilir bir şey olduğu düşünüldüğü için önemsenmez bir gerçeklik mi olmuştu ?
Ey insanlık ölüyorlar, ölüyoruz ve öldürülüyorlar ve sen sadece susuyorsun! Milyon dolarlık çıkarlar uğruna diye güldüremediğimiz çocuklar ölüyor ve Amerika yerine Filistin’de, Ruand’da, Kosova’da, Türkiye’de öldü diye görmüyorsun. Tepkisizleştin, duygusuzlaştın, anormalleştin ve insan taklidi yapan cani/faşist yöneticilerin tahakkümü altında eziliyorsun sadece tepki ver sesini çıkar!
Fahrunnisa PANDA
21.07.2014

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s