Okkalı Geçirdi Zaman

Farkındayım bilmem kaçıncı yaşındasın. Yalnızlığını tarif edemiyorsun. Kalabalık yahut tek başınalık sana hiç bir şey ifade etmiyor. Yaşadığın ülkenin politik cehennemi seni mutsuz ediyor ve aklının bir köşesinde hep “gitmek” fikri var. Gün içinde ki sosyal çevrenin senden farklı olduğunu düşünüyor “herkes ne kadar şanslı” diye düşünüyorsun. Kendi şansızlığına okkalı küfürler etmek hoşuna gidiyor ama mutlu olamıyorsun.

Okullar bitiriyor, şanlı T.C diplomalarını duvarlara süs diye asacak kıvamlara geliyorsun. Az paraların ile içtiğin biralarda çabuk sarhoş olmaya çalışıyorsun. Kızgınsın bu dünyaya! Sen kıçınla kurşun tutmaya çalışırken el âlemin çocukları bir telefonla nerelere geliyor. Gecelik duyguların Can Yücel ve Turgut Uyar arasında ki ömrünün en uzun, ömrünün en kısa mesafelerin de geçiyor.  Henüz geçmiş ile olan kavgan başlamadığından sürekli o gelmeyen geleceğe kızıyorsun. Pişmanlıkların, vazgeçişlerin ve umursamaz tavırların olduğu son level kısmına gelmedin sen. Çünkü sen daha senin kim olduğunu bilmiyorsun. Oysa diyorsun içinden bir çözebilsem ben Ben’i, tüm dünyayı da çözeceksin.

İşte bu anlarda büyümeye başlıyorsun. Bilmem kaçıncı yaşta olduğunu fark etmediğin o zamanları fark etmeye başlıyorsun. Ayna ile tanışıyorsun. Ayna tanıştırıyor seni kendinle. Hüzün kaplıyor içini. Kızdığın ülkenin politik cehenneminde ölen çocuklar için ne yaptın diye soruyor. Emekçi olan onca insan öldü, ne kadar emeğin peşinden koşabildin diyor. Ne kadar güçlü kaldırdın her şeylere inat o sol yumruğunu diyor. Ayna o kadar çok soru soruyor ki. Nefes alamıyorsun. Aynaya baktıkça kararan ve kendini suçlayan yüzünü görüyorsun. Kayıp aşkların aklına geliyor. Bir masada umarsızca ettiğin bir lafın o koca yürekli kadınların hayatlarına nasıl yaralar açtığı fikri ruhunu daraltıyor. Tepende şimşekler çakarken tuzla buz oluyor ayna. Kırılmayan aynaların parçalarından yeni bir ruh doğuyor. İşte tamda bu büyümek oluyor. Geçmişin gelecek ile olan kavgasına büyüyen sen’e kavuşuyorsun. Ruh’un usulca sesleniyor sana. Sakin ol ve bir sigara yak. Arka fonda The Door’s grubundan herhangi bir parça olabilir.

The Door’s grubunun parçalarını senin için çok önceden yazdığını hayal ediyorsun. Ahmet Kaya senin acılarını gördüğü için o kadar içten okumuştu o mahrur sesiyle şarkılarını. Sadri Alışık “Ofsayt Osman” filmini senin için çekmişti, sadece sen geç izledin. Cüzdanın da daha kirlenmemiş tertemiz şiirler, yazılar taşıyordun. Bir geceye koskoca ömürler sığdırıyordun. Şartlı sevemiyor, aşk’a aşık ruhunda, ruh müziğini arıyordun. Düpedüz büyümeye direniyordun. Büyüdükçe canın çok fena yanacak, acaip dayak yiyeceksin hayattan biliyordun. Ama ağzını açıp tek kelime edemeyecektin farkındaydın. Şimdi sıkıştığın zamanlarda ağlayabiliyorsun, büyüdüğün vakit ağladığın bütün gözyaşların seni küçük gösteriyor sanacak, yapamayacaksın.

O yüzden, şimdiden tadını çıkar hönküre hönküre ağlamanın. Birçok okul, iş ve hayat durumunda deli başarısızlıklar yaşayacaksın. Yaşa, ancak sakın korkma! Daha çok başarısızlık seni başarıya yaklaştıracak emin ol. Hiç bitmeyen geceler içerisinde her şey çok zor ve bit tabi çok uzak gözükecek. “Yeni bir şeyler kurmak.. Yeni başlangıçlar, yeni olan her şeyin hayali sarmasını isterken benliğin geçmiş ile yürümeye devam edecek. Çekip gittiğimiz de, her şeyi yarım bıraktığımız zaman yeni hayat kurulmaz mı?. Kurulmaz hiç kandırma kendini.  Eski ile yeninin kavgası, kazananın olmadığı ama hep bir şekil acıların hatıra diye saklandığı kavgalar şeklinde devam eder.  Her şeyin iyi gittiğini sanırken aslında küt diye kafanı yere vurman sana hala bir şeyler anlatmadı mı? O zaman dinle.

İnsan denen eşref-i mahlukatın kaderi doğum ile başlar ve Zincirlikuyu mezarlığının girişinde yazan “Bir gün her canlı ölümü tadacaktır” gerçeği ile son bulur. Arada ki bütün hikâye yaşam olarak addedilir. Doğmak ve ölmek insanın tercih edebileceği bir eylem değil. Belki bazı koşullarda ölüm tercih edilebilir. Ama ‘doğum’ ebeveynlerin tercih ettiği senin bok bir suskunlukla kabul ettiğin bir zaruriyet. Koşullar ne olursa olsun yaşayacak, kavga edecek sonuna kadar direneceksin. Ölen bütün güzel insanlara inat sen yaşam ve yaşatma kavganı vereceksin. Paraya değil yollara inanmaya devam edeceksin. Mühim olan saate bakmadan geçip giden ömürde oh ulan ben istediğim için ‘yaşadım’ diyebilme zevkidir. Çekirdek misali umutlara bel bağlayıp çok büyük başarıla elde edebilmek ama en önemlisi yaşayabilmek. Kalk hadi kalk! Büyü, küçül,rezil ol, sarı bir kaşkol at omzuna, hiç okumam dediğin o kitabı oku, yarım bırak çok mühim işlerini, hatalar yap.

Unutma asla “’Biz çok normal adamlar değiliz. Bizi burda ayakta tutan dostlarımız”.
Fahrunnisa PANDA
31.08.2015

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s