Zavallı Kendim

Bir sohbetin içinde hiç umarsız kendinden bahsedersin. Bahsederken coşkunluğa varırken bir anda durup düşünürsün ‘bok, ot, kürek’ derken yazdığın yazının, konuştuğunun anlatmak istemediğin o şey olduğunu fark edersin. Olmadı işte sen çok edebi konuşan o adam olamadın, harika roman cümleleri kuran o harika adamda değilsin. Ama sen de köprü altında bira içerken üşüyüp sinyale çıkan tinercilerden değilsin. Az bil kendini yahu.

Böyle düşünceler zihninden geçerken zavallı kaybedensin aslında sen. Herhangi bir kahvede atılmayan okeysin. Dünyanın en acıklı hikâyesini anlatırken kimsenin seni anlayamadığı o kişisin. Sadece gidebilme telaşın kadar var olabiliyorsun. Hayatın telaşı içinde unutursun kendini, ama unutmaz sürekli anlatırsın aslında kendini. Tüm acıları sen yaşamışsındır çünkü, hayatın sillesini sen yemişsindir, geri kalan ben ve benim gibiler o sıra lego toplayarak zaman geçirdik zaten. Manyak adamın biçimlenmiş hali bir sen mi kaybettin, bir tek sen mi film gibisin şarapçı abim. Unut be canım abim bildiklerin yalan, yaşadıkların kadar varsın, var olmaya da devam edeceksin.

Bu evrende her zaman her şeyin iyi olması için dua eden insanlar var. Ancak iyi düşünen tüm insanlar kaybediyor. Selim Işık anlaşılmadı, tutunamayanlar hiç okunmadan popüler oldu. Manyak düpedüz kaybedensin sen, kaybedeniz lan biz. Düşünsene sen o mekânda o kadını gördün, şarapçı abim rafta o şarabı gördü, o çok okuyan adam o kitabı çok istedi. Manyak adam bu dünyada herkes bir şey istedi ve kimse istediğine kavuşamadı. Herkesin her gün istediğine kavuştuğunu hayal etsene lan. Kaos teoremi gerçek olur manyak. İnsanlık biter.

Ama bu dünyada katiller yanı başındayken ses çıkarmayan bir neslin insanısın sen. Sevdiğin kadının kalbinde söyleyebildiğin söz kadar var, onu anlamadığın kadar yoksun. Korkma kazanmıyor, kaybediyorsun. Bu dünyada insanlar depremlerde, trafik kazalarında, bir yangında neler kaybetti ama ertesi zaman gülümseyecek gücü buldu. Lütfen bana bahane üretme sadece mutluluk için formül üret. Çünkü yeterince söndürülen bir kalp içinde yaşatmaya çalıştığımız insanlık var.

Şimdi diyorsundur sen. Neden bu kadar kızgınlık var kime atarlısın ergenyus gibi diye. Ayağının bastığı yerden emin olan adama atarlıyım, öfkesi kadar olmayıp, sinirden ısırdığı etini unutan adama kızgınım. Kaybettiğini dün gibi hatırlayan bugün kazanmış taklidi yapan adama kızgınım. İçinde biriktirdiği onca küfür varken edecek cesareti bulamayan adama kızgınım.

Sizlerin hayatları mı acımış, üflesek geçecek dertleriniz mi abse yapmış. Her zaman umut bahçelerinize birileri ağaç dikemez. Efendiler insanlar ölürken bu dünyada bir hiç uğruna sizin umutlarınız bizde sadece karabiber etkisi yapıyor bilginize.

Hepimizin götüne tekme yediği bir ülkeden bahsediyoruz lan. Merak etmeyin çok edebiyatın içinde sündürüp öldürmüyorum bizleri. Failatun geleneğinde sıkıştırıp tank etkisi yaratıp çevik kuvvet gazı yaratmıyorum. Kendi götümüze sahip çıkıp, yanımızda ki götleri sayabildiğimiz kadar yaşıyoruz bu bezmi alemde. Kendi ailemize, kendi hayatımıza ve kendi arkadaşlarımıza yaratabildiğimiz kadar varız daha fazla olamadık kandırmayalım kendimizi. Sözün özü diyeceksek kendi götümüze sahip çıkabildiğimiz kadar var olabileceğiz bu zamanda.

Sonuç olarak en can yakıcı ve çok havalı profil fotoğrafı olan sensin. Acayip imana gelip dua eden sensin, münafık biziz. Sen ki carpe diem yaşarken biz evde cenin pozisyonunda ağlıyorduk, sen gecenin kör karanlığında ağlayarak en çok dua eden zati muhteremsin. Neyse “ne” olduk bizde. Ama bir bok olamadık şu hayatta. Kendi egolarına yenilirken insanlık sizler alkış tutan sahne seyirinin insanları oldunuz. Komşuları gaz odalarında sabun olurken bencilliğin simsar duvarlarında dolaşan suskunlar çetesi oldunuz. Gösteriş dünyasının görünmeyen suretlerinde hayali kahramanlar yarattınız. Bu yüzden çocuk olarak kalmış bir milletin askerlerini izliyor polislerinden medet umar hale getirdiniz memleketi. Mitsel olaylardan medet umuyorken, çok ciddiymiş edasıyla yorumlar katıyoruz zamanımıza. Uzay çağında aklı selim adamların bir tarafına takmayacağı meseleleri dert edip zamanlar öldürüyoruz.

Bütün bunlardan kaynaklı kayda değer başarıları olmayan bir adam, hayatta kalmak ve kitap okumak dışında gayesi olmayan bir adama dönüşmek en büyük revizyonistlikse ben onun en uzun 100 metresini koşuyorum. Varsa habersiz yaptığım birkaç başarı onlarında izahı mümkün sebepleri belli olarak yapılmış eylemler olarak devam etmekte. Bugüne kadar yazılı eser bırakamamış ve okunmayan bir blog sayfası sahibiyim. Sınırları olan bir yere üyelik sağlayamıyor, marka takılamıyorum. Mülkiyete inanmıyor, aşka tapıyorum. Onca yaş devirdim bir kez kredi kartına ihtiyaç duymadım. Yoksa yoktu varsa hep var olmayacağını bilerek yaşama sanatını öğretiyordu. Tek başarım idealize ve kategori edilmiş tüm sınırları yıkıp sıradanlığın, zayıflığın, noksanlığın ve kusurların olabilitesini koyan gerçekliği oluyor.
Fahrinnus PANDA
22.11.2015

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s