2019 Manifestom*

Bildiğiniz şeylerin aksini söylemek gibi amaçlarım yok artık. O çok kabullendiğiniz doğruları değiştirin diye amacım da yok. Ancak kendi adıma saçmalık dediğiniz edebiyat cümlelerimi fısıldamak ben için bir zaruriyet. Doğru diye kabul ettiğiniz değerlerin bu dünyada nefes alan tüm canlıları öldürdüğünü de biliyorum. Bilmek ne acı bir şey aslında. Ancak yitip giden bombok bir senenin ardından yazı yazmak adettendir.

     Belki 2018 yılında bittik, belki tükendik, belki hiçtik ve belki hiç olmamıştık. Ancak bize kitaplar ve duvarlar fısıldayacak yaşamın ne kadar çekilmez bir yer olduğunu. Ancak sırf puştluğuna yaşayacaksın amaçsızca. Geride bırakıp sükutu hayal-i peşinde olanlar, dün hayatında olup bugün yok olanlar, en kötü gününde aramayıp en iyi gününde sana şen kahkahalarını sunanlara inat yaşayacaksın.  Derinlemesine hasta olan bir toplumda ‘sırf ırkı ve dini’ senden farklı diye insan öldürülen bu ülkeye uyum sağlamamak için yaşamaya devam edeceksin. İnadına ama inadına keşke demek için, dönüp dönüp pişman olmak için bu hayata bir kez geldiğini bilmenin erdemiyle her şeyi olağanca çıplaklığıyla yaşamaya devam edeceksin. Hatırlayacaksın bir vakit olanları, unutmayacaksın sana kalbinde yaşattığı boşlukları. Bir vakit geldiğinde kalbin kutuplar kadar soğuk, ruhun memleket gibi kaknem bir şekil alacak. Hiçbir yere sığmayacak bedenin bu yüzden hiçbir yerde olacaksın. Satürn sana fısıldamayacak, Mars’ı göremeyeceksin ve Ay’ın karanlık yüzü sana bakacak. Pencereden kafanı uzatıp kutup yıldızını görebilmek için yoğun çaba harcayacaksın belki. Ama her şeye rağmen yola düşmeyi, unutmamayı, ağlar gibi kahkaha atmayı ihmal etmeyin. Gökkuşağının sonsuz renklerine ulaşmayı arzulayacaksın bir başına. O yüzden sen kendi bildiğini oku !

            Herkesin ve kendinde dahil gösterişli bir metropol ve sosyal medya maymunu olduğunu bileceksin. Kaç kişi öldü senin kahkahalarında, kaç kişi gülüşün için seninle yolun sonuna dek geldiğini yahut gelmediğini unutmayacaksın! Metropol insanı alışmış maske takıp, pazartesi sendromlarında boğulup o çok incelikli sahte duygulara. O yüzden siz, 2019 yılında kendi yolunuzda olun, caz, rock dinleyin, kafanız kıyak olsun, savaşa karşı çıkın, gün sonunda iki bira için, iş güvenliğinize dikkat edin. Yolda olmaya devam edin, Oğuz Atay okuyun, Yusuf Atılgan’ı sevin, Tezer Özlü’ye sarılın, Birhan Keskin mısralarında kaybolun. Şehirlerden kaçın, kendinizden kaçın, patika yollara sapın. Korkmayın belki başta kayboldum hissiyatı geliyor insana ama yol sizi elbet bir yere götürecek. Beat kuşağı, Dylan, Hendrix, Joplin bunu keşfetti.

        O üstün egolarınız, affetmemezlikleriniz, her şeyi bilir halleriniz, üstün insan formundaki davranışlarınız, büyük laflarınız, derin suskunluklarınız, geçmişinizle bitmeyen hesaplarınız varsa, kurtulun. Kendi ritminize bakın. Ruhunuz bedeninize fazla gelip gittiğinde, döneceğiniz bir yer bulmak umudunuz olsun. The Wall şarkısı dinlemek sizi eğitimle terbiye etmeye çalışıp uslu birer çocuk olmanızı isteyenlere en büyük tepkidir unutmayın. Son ses duvarlarınızda yankılasın Pink Floyd’tan Roger’ın sesi. Bazen kelimeleri biter albayların, anlamsız olur her şey ve sadece şarkılarla varoluşunuzu çözersiniz zamanın. Hadi adam kalk artık, ‘bu sefer aşkı mutlulukla yaşama sırası sende’ diyecek birini bekliyorsun. Olabilir şu an yok belki yakın zamanda da olmayacak. Ama bir gün olacak belki burada belki cosmos’da.  O yüzden içinizde fırtınalar kopsada, her sabah içiniz acıyarak uyansanız da. Öğren artık yalnızsın. Sen bu kaosunu yaşarken kimse olmayacak yanında. O yüzden kaosunu sev, deliliğini kabullen, kendi kusurlarınla barış, milleti umursama, hiç kimseden hiç bir şey bekleme. Belki hep kaybettin, ölüyorsun belki, içindeki isyanına ket vurma. Unutma kimse seninle aynı mezara girmeyecek. O yüzden siktir et her şeyi 2019 yılında.

    Uzayın fısıltısı bizleri şair yaptı, en sevdiğimiz yazarları zamansız yanımızdan aldı. Bilmediğimiz kentlerde Ay’ın aydınlattığı sokaklarda ruhlarımızı ararken kaybolduk. Göğün altında da buluşsa bedenlerimiz var, Bella Ciao şarkısıyla düşlere yolculuk yapacakların safında yer edinmiş geçmişimiz. Bir gece yola çıkacaksınız, kuşlar serecekler özgürlüklerinize. Sylvia Plat’ın intiharını, Kanat Güner’in kendini bir tuvalet odasında yıldızlara karıştırmasını anımsayın. Artık kimse olmayacak dediğinizde ucuz şarapların eşliğinde sizi öpmek isteyenlere ‘kutsal yalnızlığınızda kaç kişinin emeği olduğunu anlattığınızı’ unutmayın. Herkese selam söylerken ona hasret kaldığınızı haykırmaya devam edin.

   2019’da her ne yapıyorsanız bırakın, gidin. Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını okuyun. Yazarının neden bir daha hiçbir kitap yazmadığını ve 2011 yılında kendi inzivasına çekilerek neden öldüğünü asla bilmeyin. Herkesten kaçtığınız da biralarınızı soğutmadan içmeyi unutmayın. İki satır şiir okuyun. Otoriteyi sevmeyin. Kula kul olmayın ve kendinizden başka kimseye boyun eğmeyin. Küresel ısınmanın varlığını kabul edin. Uzaylılar bizi daha kaçırmayacak bilin (Ben de çok istiyorum inanın ama biraz daha zaman var, ben en azından öyle inanıyorum). Seçimler bir sonucu değiştirmeyecek bilin. Yaşarken kimse ölümü hatırlamayacak. Kanser hastalarını kimse önemsemeyecek. Kadın cinayetleri sadece 45 saniye gösterilecek. Tecavüz hala kadının gece vakti dışarı çıkmasına ya da açık giyinmesine bağlanacak. Mars’a koloni bile kurulsa sizleri almayacaklar. Zengin asla olamayacağız. O milli piyango biletinin çıkabilme ihtimali için uzun kuyruklarda bekleyen insanları gördüğünüzde tebessüm etmeyi ihmal etmeyin. Havalar cidden soğuk dışarıdaki hayvanlar için artık yemeklerinizi paylaşmak size zul gelmesin. 3 büyük kulüpleri tutmak aşkınızdan vazgeçebilirseniz semt takımlarını tutmayı adet edinin. Sebepsiz ve zamansız gösterişsiz hediyeler alın birbirinize. Üstü başı yırtık insanları dışlamayın. Yerlere tükürmeyin. Sevişmelerinizin süresi sizi adam ya da kadın yapmıyor karşılıklı ne kadar aşkı yaşayabildiğiniz mühim olan unutmayın.

    Son olarak hiçbir yararı olmayacağını bile bilseniz iyi bir insan olarak kalmanın çok önemli olduğunu düşünün ve onları yenin. Hepinize 2019 yılında bol şans. Gencolar, kıymetli kadınlar, genç arkadaşlar ve dahası Tom Waits’le kalın bu mühim.

                                                         – Sakarya

*Hiç bir kişi ya da kurumu bağlamamaktadır. Şahsın kendi nev-i şahsına ait saçmalamalarından oluşmaktadır. Kamuoyuna duyurulur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s