Farklı Hayatlar

        Ben sana teşekkür etmek isterdim. Haberim yokken alnıma kondurduğun öpücükler için. Çünkü hala içimi sızlatıyor. Serinlik vuruyordu ruhuma sen öpünce, canlanıyordu ruhum. Sen mavi hüzünbozan kuşuydun, ben ise savruk bir serseri.

        Üzülme bea aslan parçası geçti gitti işte her şey. Ne var yani ilk sen unutulmadın ya kaç bin yıllık dünyada. Daha ne yaşlarında ne yalnızlıklar, ne görkemli anlaşılmazlıklar yaşayacaksın. Belki artık sevmeyeceksin, kimseye güvenmeyeceksin eskisi gibi. Ama senin de çok sevenin olacak, belki ismini bile bilmeden geldiğin bu kentten hazır hissettiğin gün çıkma kararını da vereceksin. Ne de olsa günün sonunda güzel yaşadım bea diyebilmekmiş hayat. Vay bea! 17’li yaşlarım düşüyor zihnime sonra geçen 14 sene. Peh! Kalabalık sofralardan birer birer eksilenleri musallah taşlarından uğurladıklarımız oldu. Ankara siyasala girecek, başbakan olacaktım. Ankara ayazında Karanfil sokağın duvarlarına yazılar yazacak, ortabahçe’de sol yumruğun havada dolaşacaktım. Ankara ayazı yerine Manisa’nın it öldüren soğuğuna denk geldim. Manisa, İzmir, Aydın üçgeninde yaşarken zengin ettiğimiz tekel bayiler yerine kaç tane ev satın alırdık. Heyyat (!)

       Sonuçta tekrarı olmayan bir durum hayat. Beraber uyanamadığımız bütün sabahlara bir özür borçlu olacağız. Ama asla bunu yüz yüze gerçekleştiremeyeceğiz. Hep bir yanımız eksik, boş kalacak. Sen de bunu çok iyi biliyorsun. Yanımızda başka bedenler olacak, aklımızda başka hayaller olacak belki. Ancak sen beni muhteşem bir hızla unuturken ben seni unutamamanın çaresizliğine gark olacağım. Güneş aynı yerden doğup aynı yerden batarken, sen minnak gözlerini gökyüzüne dikip bakarken yükseklere seni düşündüğümü söylemem doğru olmaz. Sonuçta artık farklı hayatlarımız var değil mi?

         Ama günün herhangi bir zaman diliminde çok anlamsız bir anda  mesela sabah ilk uyandığımızda yataktan çıkmak için türlü yalanlar söylerken, mesela işin en yoğun olduğu saatte, mesela sen makyaj malzemeni bulamazken ben çorabımın tekini ararken, mesela ben arabayla yol alırken bir yerlere mütemadiyen sen aklıma geliyor olacaksın ama bunu da sana söyleyemem değil mi? Sevgilim denmiyor artık uzaktaki farklı bir kişinin elini tutan kişiye zaten çok ayıp. Ama çok sevmiştim diyebiliyorum mesela. Belli olmaz bakarsın bir deli çocuk kahkahasında yahut parkta yalnız başına bira içen biri gördüğünde aklına gelebilirim belki ne dersin? Hem zaten ne biçim aşk böyle, sonsuz aşkın kar fırtınasına bile dayanamadı! Yaz günleri, ay gökyüzünde parladığı sürece, biz de yataklarımızda rahatça uyuduk; ama kışın ilk fırtınasıyla beraber hemen başını sokacak başka bir yer aradı! Yaz çok sıcak, bira bitti, kahrolsun kapitalizm!!

Farklı Hayatlar’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s