İçimizden Biri: Didem Madak

didem-madak-8e7b1970 yılında doğmuştur Didem Madak. Kısacık ömrüne ne çok hikâye sığdırmış bir cadıydı kendisi. 2014 yılında katıldığım sempozyumun o harika sürprizi olan söyleşi görüntülerini görünce tebessüm halim acı ile birleşmişti. Ne güzel konuşuyordu, ne kadar da dalga geçen bir tutumu vardı. Çok ciddi bir insanın ya da kravatlı bir resmiyet ortamının en cadı kızıydı işte. Bu yüzden ne çocuk sayabildik onu ne kadın. Ama şiirlerinin içinde çocuk-kadın sesi var diyebilirdik. Bazen çok büyük kırgınlıklarını sakladığı bodrum katından seslendi bize rutubetli cümleleriyle, bazen teselliyi mutfağında misafir olduğumuz domates çorbasının tadında hissettik. Yakın arkadaşının ifadesine göre “ harbi eğlenip” delikanlı oldukları zamanlar da vardı. Küfürlerini savurup bizden, bizlerden biri olabildiğini de hiç saklamadığı zamanlardı. Onun şiirlerinde biz kendi günlük isyan ettiğimiz rutinliklerimizin gülümseyerek anlatılmasını sevdik. Gene yıllar önceki sempozyum içindeki bir sunumda Rita Cankoçak’ın “Tanrıyı kendi içine hapsetmiş” dediği gibi tam da ve oradan damıtarak bir dua gibi konuşuyordu bizimle. Kadın kimliğini çok güzel bir noktaya taşımış ve ütüsüz ruhunu toplum içinde buruşuk bir şekilde gezdirmişti. Hep biraz serseri görünüp kendine “cadı” demesi bundan olmalıydı. En azından “ Ah’lar Ağacı” kitabının giriş cümlesinde böyle tanıdık.

‘Anlatarak bitiriyorum’ demişti kendini. Biz okuyucuları için hep daha çok çoğalmıştı bunu ona söyleyemedik. Geç kalmıştık işte fazla söze de gerek yoktu. Sadece bize kalan“ ah” demekti. Didem gene seslenmişti bize aslında biz ah dedikçe Ah’lar Ağacının dizelerinde:

İç ses diye söylendim

Gel!

Ahlar ağacından sen de bir meyve topla..

Biz geç kalırken o hep geç kalmamak telaşı ile aceleci bir tutum içinde gibiydi. Varlık dergisinin 2002 ekim sayısında verdiği röportajda bize bunu şu şekilde anlatıyordu:

Çoğu kadın kendileri için önceden planlanmış güvenli bir hayata sığınır. Bu hayatın sonu baştan bellidir. Bir kadın bunun dışında seçimler yapmaya kalkıştığında, fena halde zora sokmuş olur kendini.

Çoğunluğu kendini gizleyen, koruyan, gardını alan, ürkmüş insanların yaşadığı bu ülkede bir kadın olarak bana ait bir hayatım olsun diye gösterdiğim çabaya ve kendi serüvenime haksızlık edemem. Bu yüzden hayatımı samimiyet ve cesaretle anlatmak benim için önemli. Benim hâlâ hayatımla ve bir kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var, bu meselelerle samimiyet ve cesaretle boğuşuyorum hâlâ.

Her zaman için iç sesi ile konuştu bizimle, sohbet edermişcesine yürüyen mısralarıyla girdi hayatımıza. Bizim hayatlarımızın içinde de acılar, kazanamadığımız aşklar, yitip giden hayallerimiz vardı. Ondan kaynaklı pek çok açıdan onunla beraber sanki hayatı kucaklıyor gibi oluyorduk.

Çünkü bizim için Didem Madak okumak demek, yapaylıktan uzak olmak demektir. Kırılan acıların, kanayan gözyaşlarının gerçekliğidir. Didem Madak okuyor demek, o kelimelere temas ediyor olmak pulbiber mahallesin de çokomel kâğıtlarına sarılı bir şekilde hayat ile karşılaşmak demektir.

Sonuç olarak Didem Madak 90’lı yıllar sonrasında Türkiye şiir hayatının en acı kayıplarından birisi olarak içimizi acıtmaya hala devam etmektedir. Vasiyet ederken mısralarda:“ Dalgınlığınıza gelmek istiyorum ve kaybolmak o dalgınlıkta” demişti. Hiç dalgınlığımıza denk gelip de kaybolma lütfen… Ruhun güzelliklerle kalsın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s