Başka Dünya Mümkün !

  Her gün kalkıp bir yerlere yetişme telaşında ömürlerimizi tüketiyoruz. Bu tükenişi en iyi açıklayan belki de C. Palahniuk’in Dövüş Kulübü kitabında belirttiği gibi “ Hepimiz heba oluyoruz. Lanet olsun, bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir acımız yok, ne büyük savaşı ne de büyük buhranı yaşadık. Bizim savaşımız ruhani bir savaş. Bunalımımız kendi hayatlarımız. ” Bu yüzden diyorum ki ne biçim hayat bu!

   Yavaş yaşayamıyoruz, evcilleşemiyoruz ve kırılan yerlerimizi bir başkalarına açarken oluşacak ortak paydalara dair inanılmaz endişeler duyuyoruz. Yanıbaşımızda duran, dokunsak belki ulaşabileceğimiz bütün güzellikleri çok uzaklarda arıyoruz. O kadar rasyonel akıllar içerisindeyiz ki sayılar ve rakamlar haricinde konuşamıyoruz. Duygularımızı, ahlaklarımızı ve sırlarımızı hep sayısal veriler üzerinden anlatıyoruz. Ütopyalarımıza ulaşacak bütün yollarımızı pişmanlıklarımız, geride bıraktığmız acıların gölgesine sarmışız ve bugünlerden çok uzağız. Kendi kendimize gülümsemelerimizin katili olmuşuz. Dünya koca  bir kaos halindeyken saflıklarımızı, çocukça hareketlerimizi ve aşka/sevgiye duyduğumuz bütün değerlerimize hüzünlü birer yabancı olmuşuz. Ne acı!

   Biliyorum ama bugünlerde geçecek. Çünkü iyilik evrenin varoluşuyla beraber ortaya çıktı. Kutsal bütün dinlerden önce de iyilik vardı. Hiç bir zalim iktidarı, güçlü ve kötü kişiyi durduramadı kutsal kitaplar. Kainatın 15 milyarlık geçmişine karşın insanoğlunun 200 bin yıllık dünya hikayesinde ne kadar pervasızca bir katil olduğunu biliyorum. Artan iklim krizi, berbat ekonomiler ve dahasının yaşanamayacak dünya yarattığını biliyorum. Bu kez savaşların petrolden değil su yüzünden çıkacağını herkesten iyi biliyorum. Sistem üzerimize çökecek, fabrikalar çalışmayacak ve Mars’a hazır olmayan insanlık dünya dışı canlı formlarına karşı barbarca mücadele vermeye çalışacak biliyorum. Biliyorum Mars’a kaçmaya hazırlanan insanlık kökeni var, biliyorum sular eridikçe yaklaşan makus sonumuzu iliklerine kadar hisseden benliğim var.  Ancak bazen Diyojen vari tutumla salt iyiliğe inanmayı seçiyorum. Bunu ben tercih ediyorum. Ben iyiliğe inanmayı tercih edenlerin safında yer alıyorum. Çünkü izlediğim filmler, okuduğum kitaplar ve aklımın ait olduğu rasyonelitenin bana öğrettiği şu var ki; hep devam ediyoruz ve edeceğiz. Dünya beş tane kitlesel yok oluşa şahit olmuş. Yani tam olarak beş kez dibi görmüş (kendi kişisel tarihimde on kez kez dibin dibini ekmekle sıyıracak kadar dibi görmüşüm vay bea!) Devasa göktaşları dünyaya çarpmış, inanılmaz uzun buzul çağları yaşanmış, kara veba denen salgın hastalıklar yaşanmış ve dahası. Ancak doğa ve kainat her seferinde küllerinden doğan Anka Kuşu gibi tekrar doğmuş. Neden insanoğlu bunu başaramasın.

   Üstümden tırla bile geçseler. Sevdiklerimi toprağa koysam, inanılmaz kazıklar yiyip, yalnızlıktan nefesimin koktuğunu dahi bilsem gene de Joker gibi kahkahalar atarak intikam almak istiyorum bu evrenden. Sonrasında Dünya’nın bütün dillerinde ‘bütün bu kötü zamanlar’ geçecek diye haykırmak istiyorum. Sorsalar sen nasılsın diye rakı kadehinin içinde belki balık olup ağlamak ihtiyacı içinde oluyorum. Ama sonra silkinip kendime geliyorum ve diyorum ki ‘inancı asla kaybetmek yok’. Sen Don Kişot’sun yel değirmenlerine karşı sanco pancosuyla devam edensin diyorum. Sanki birileri bana inancımı kaybettim dese masayı devirip büyük arıza çıkartacakmışım gibi geliyor.

   Sonuç olarak bir şeyleri anlatmak istedim. Bir şeyleri bir şeylere benzetmekten başka bir çare gelmedi elimden. Dünya kocaman bir köy. Bu köyün içinde güzel olan her şey bir sıfata bürünmüş. Sıfatlar etiket olmuş ağızlarda. Bu kadar kaosun içerisinde nefret ettim etiketlerinizden, günlük yargılarınızdan ve anlamsız demogojilerinizden. Deniz ortasında çay bardağın da rakı içerken hüzün yapıp aşka tutulmak istiyorum ben. İklim Krizi’nin ortasında, kaoun başkentinde ‘başka dünya mümkün diye haykırmak istiyorum’. Konuşmasını özleyip, seni özledim diye telefon açan insanlar tarafında kalmak istiyorum. Ne yapacağımı bilmediğim sokaklarda ayaklarımın beni götürdüğü bir meyhanede hüzünlenmek. Sonsuz kahkaların ortasında kalmak istiyorum o masada. Ne lanet ama ne acı dediğimiz hayat buydu. O yüzden çokta sorgulamıyorum.

   Dünyanın bütün güçlüleri yenilsin istiyorum film sonlarında. Gün batarken kızıllığa kavuşsun, Sadri Alışık kaybetmesin, filmin haşin çocuğu hep gidici kızları sevmesin istiyorum. Bizim hep içimiz hüzün dolu olmasın. Çünkü kıl kapıyorum bir şeyler için birilerinin gitmesine ve sonsuz samimiyetsizliklerden. Ama bazen çok telaşları olur insanın ve fazla yorgun olur karşı taraf. Yetişemezsiniz. Biraz eksik kalır filmler, belki hiç sevişemezsiniz ve sevdim ulan diyemedim diye hayıflanırsın. Ancak enseni asla karartma. Berbat bir çağın bunalımlı bir neferi olarak tüm olumsuzluklara inat daha çok kahkaha atacaksın. Kayıplara rağmen aşka şans verip inanmaya devam edeceksin. Son parasıyla bira alarak güzel öğrenciye, şehirlerin pis sokaklarında neden o işi yaptığını bilmediğimiz/bildiğimiz kadınlara saygıyı, şarapçıların hikayesini dinlemeye, evde pijama terlik usullü haftasonu geçirecen olan asgari ücretlilerimize, aşık olup sevdiğine kavuşamayanlara, kaybedenlere, ağlayanlara, sevişenlere, yetim ve öksüz çocuklara, cezaevinde f tipi yaşayanlara, tutuklu öğrencilere ve dahası hayatımıza dair ne varsa herkesi delicesine kucaklıyorum. Herkesin işi gücü bırakıp delirmesini büyük bir temenni olarak umuyorum.

   Son not seviyorsanız gidin konuşun! Kapitalizm çok vahşi, Alkol pahalı ve dışarısı soğuk dikkat edin..

Bölüm sonu canavarı: Camel – Mystic Queen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s