Geride Bıraktığım Sene Neler Oldu!

    Geride bıraktığımız sene de çok şey oldu. Herkesin bir yerlere yetişme telaşı varken tek başıma pencereden insanları seyretmeyi öğrendim. Çok yakınlarımı kaybettiğimde hıçkırırken konuşmamayı öğrendim. Hayat üstümde saçma sapan şekilde deneysel çalışırken hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünde geçti. Ah ne muhteşem anlar. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde bir çok şey oldu. Bir tek bunu anlasın isterdim insanlar. Ama anlamadılar. Canım insan Oğuz Atay ne kadar haklıymış.

   Geride bıraktığımız sene içerisinde annemin gözyaşlarını omzumda yumuşattım, babamla gecenin kör karanlıklarında cenaze haberleri için konuşmak zorunda kaldım. Dostların ve güneşin sofrasına uzak şehirde kitaplara sığındım. Geçtiğimiz sene içerisinde beni telef etmeye çalışan gecenin en mavisine sadece acı bir tebessümüm kaldı geriye. Her gün özlemekten hiç bıkmadığım İzmir’den ayrıldım. Ailemden ayrıldım. Yeni bir şehirde bambaşka bir hayat kurmak telaşına düştüm, kimsem yoktu. Üç ayda bir eşyaların yerini değiştirdim. On yıl önce yazdığım günlükleri tekrar okudum. Tarihi geçen gazete haberlerini grapon kağıtları olarak kullandım. Trafik kazaları yaparkan biraz ölmemeyi, azdan çok hayatta kalmayı, olduğu kadarıyla yaşamayı öğrendim. Her bokunu yaşadım sandığım hayatta daha hiç bir şey görmediğimi öğrendim. Asfalyalarımın attığı yerde sukunetle bakkaldan bira almayı öğrendim. İçimde patlayan volkanları gördüğümde alkolden uzak durup, usulca kahve demlemenin lezzetine vardım. Kestirmeden mutluluklar aradım, sosyal medyayı efektif kullanmayı öğrendim. Sigortalı bir işin aile saadeti içerisindeki payının, ülke ekonomisine sağladığı gayri safi yurtiçi mutluluğa şahit oldum. Ay sonu evde ki malzemelerle mucize yaratmanın Masterchef adayı olmak için iyi bahaneler yarattığını tecrübe ettim. Sessizliğin ortasında Moğollar dinlemenin ve Cahit Baba’nın ruhuma kattıklarını es geçemem.

    Geride bıraktığım sene içerisinde öğrendiğim en büyük ders hiç birşeyi zorlamaman gerektiği oldu. Konuşmalar, arkadaşlıklar, ilişkiler, dikkat, sevgi. Zorunlu olması gereken şeyler için savaşmaya değmez çünkü gerçekleşmesi gereken her şey olacak, olmayacak şeyler olmayacak. O yüzden olursa bizimdir olmazsa rakı içeriz. Hayatın bizi gerçekten yorduğu zamanlarda ‘tamam artık, olmayacak’ deyip iç kapıları kapatmaya yeltendiğimiz o an! Sonra bakıyorsun, hiç bilmediğin, hep öyküsünü yazdığın, şiirini kurcalamadığın şey bir anda geliveriyor. Belki bu sene gelir. Ümit ve umut beslemekten başka çaremiz yok dostlar.

    Geride bıraktığınız sene de sizi hala ve ısrarla sevmeyecek olanlar varsa sevmezsen sevme götüm diyelim. Hasbam sanki sizden iyisini bulacak. Bu yüzden yeni yılda kusurlarınızla sevin kendinizi, hatalarınızla barışın, marazlarınız güç versin size, yamuk olan her yerinizi daha çok gösterin, aklınızı koruyun. Her gün defarlarca yenilsek bile yeniden ayağa kalkmanın gücüne inanın. Çünkü daha çok kez harika yenilgiler yaşayacağız.

   Geride bıraktığınız seneyi sittir edin yeni yıl’da içki için, sarhoş olun, küfredin, sevişirken gürültü yapın, sonsuz çığlık atın, kimyasallardan uzak durun, muslukları açın, gece uyumayın, sebepsiz öpüşün, ağlayın, yalan söylemeyin, bilime inanın, ağlayın ama ağlatmayın, başkaldırın, Jim Morrison dinleyin yoksa Tom Wait’s dinleyin. Ama en çok kahkaha atarak girin.

  Yeni yıl içerisinde daha çok kitap okuyacağım, yeni müzikler keşfedeceğim, yalnızlığımdan ağlarken kahkahalar atacağım dünyaya. Çok güçlü gözükmek için çaba sarfetmeyeceğim ama kimsenin hayatımı karartmasına da izin vermeyeceğim. Çünkü benim için bir yaprağı bile kıpırdatmayanlar için yıllarca koca ağaçları salladım. Hepsinin boş olduğunu gördüm, boşu boşuna kendimden ödünler vermişim. Bu yüzden senenin en çok yazıklar olsun lafını kendime kullanıyorum. Başkaları için kendimi bu kadar üzdüğüm için. Kendimden özür diliyorum. Canım kendim.

   Son olarak saygı değer Roma’lılar, yurttaş ve dostlar belki hiç kimse söylememiştir ama ben söyleyeyim; bugün onca korkağın, sözde gururu arkasına saklanmış ödlekler dünyasında, sebebe kör, kör sonuca aşık bencilin arasında yine iyi ayakta kaldın! Az daha haksızlığına ikna olacakken güzel hatırladın kendini. Şimdi az daha kelebek olma vaktinde. Sen tırtıl olmayı göze almışken kelebek maskesi takanlara aldanma. Senden bir tane var ve iyi ki varsın. Ha bu arada gavruk gülüşlerinizden öperim canım insanlar.

   İşte bir sene bitti gram akıllandık mı? HAYIR…

Noyanist

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s