Yeniden Her Gün

“Neden” sorusu içinde onlarca kifayetsizliği barındıran bir cümle, hayatın anlamını perçinliyor aslında. ‘Benim başıma neden bu geldi’ ‘Yaşadığım onca şeyin kesinlikle bir nedeni olmalı’ ‘Bu kötü günler de geçecek ve her şey çok güzel olacak’ gibi yığınlarca olumlayıcı ve evrene sonsuz pozitif veren mesajlar dünyasındayız. Kendini kurtarmak, elde ettiği kazanımları korumak için başkalarının üstüne, özelliklede arkadaşım/canım/dostum/ eşim vb. dediği kişileri feda edenlerin çağındayız. Dürüst, olduğu gibi, sıradan yaşayan insanların üzgün olduğu bir dünyanın buhran çocuklarıyız.

Hepimiz farkındayız aslında onlarca kitapta bahsi geçen dünya bu. Bu kadar işte. Günün sonunda, sevdiğimiz değer verdiğimiz, bize ait olduğunu düşündüğümüz her şeyle bir vakit sonra vedalaşıyoruz. Ayrılık bir hakikat oluyor gün sonunda. Hayatın kısa, kuşların hep uçtuğu  Dünya’da hepimiz ayrılık yaşarız. Sevgili olduğumuz kızdan, eşimiz dediğimiz kişiden, ekmek teknemiz dediğimiz işimizden, aile ocağımızdan, sokağını karış karış bildiğimiz memleketimizden velhasıl her şeyden ayrılırız. Çünkü zamanın hoyratlığı içerisinde insan (eşref-i mahlukat) dediğimiz canlının öncelikleri, beklentileri, takıntıları, değerleri ve düşünce yapısı değişir ve makus talihimiz kutlu son bizi bulur. Ayrılırız.

Kıymetimiz bilinmez, anlaşılmamışızdır, emeklerimiz karşılık bulmamıştır, samimiyetimiz suistimal edilmiştir vs. Dönülmez akşamın ufkundaki o gecede kana karışan bir sek rakı sertliğinde gitmeyi kafaya koymuşuzdur. Artık gözünüze daha çok batmaya başlar menfaat duygusunun alçaltıcı gerçekliği, görünme arzusu için insanların yaptıkları çirkinlikler, yönetme ve iktidar isteği yüzünden ne kadar vahşileştiklerini gördükçe ‘off’ çekersin.  Yorgunluk hasıl olur bünyeye. Gitmeyi düşünürsün.

Bu yüzden kısacık ömürde kimseyi değiştiremezsin hayatta. Ve hiç bir zaman için kimse içinde değişmemelisin. Kendine ait dünyanı kaybettiğin an, yaşadığım dediğin her şeyi çöpe attın demektir. Sen istemediğin sürece, hiç bir kuvvet için hiç bir durum için ödün vermeyeceksin. Çünkü bir vakit gelir İç Anadolu’nun bozkırları gibi kalırsın. Verecek hiç bir şeyin kalmaz. Her durum ve koşulda sen istediğin için yapacaksın. Herkes her zaman senden bir şeyler isteyecek. Sen istediğin zaman istediklerini ver. Eğer sen, sen olarak kalabilirsen ayrılıklarda vuslata dahil olmaz sen de mutlu olursun. Çok zorlama zamanı bırak seninle hayat yoluna eşlik etmek isteyenler gelsin. Yolun bitimine kadar gelsin diye kimseyi zorlama. Herkesin bir yere kadar nefesi yeter. Sen herkese nefes olamazsın. Sen yeter ki, yanında yer almayı bil her kimle yola çıktıysan. Kimsenin kimseden vazgeçemediği ya da ayrılamadığı yok. O yüzden bırak seninle gelip seni mutlu edecek insanların ritmine kapıl hayatta. Her daim ne dedik gecenin kör karanlıklarında aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşabilenler yola devam ederler.

Ne demişti Sabahattın Ali “ Kimse senin nelerle başa çıkmaya çalıştığını, neleri yendiğini, nasıl güzel yenildiğini, kimlerin yanında olmak istediğini, nelerin başına geçmez ağrılar soktuğunu, yalnızlığın neler hissettirdiğini, gece karanlıkta nelerden korktuğunu, içini senden daha iyi bilemez. O yüzden dik yürü hep, kendine sadece kendine lazımsın”. Bu yüzden ne yalnızlık, ne ayrılıklar yahut ne de anlaşılmazlıklar yorsun seni. Bazı insanların merhemi kendisidir. Kimseye yardıma ihtiyaçları olduğunu anlatmazlar, belli etmezler. O yüzden çok ‘neden’ sorusu sorma. Onunla yaşamayı kabul et.

Hiç merak etme sarılacak bir gün yaralar, omuzlar omuzlarda buluşacak, elbet kalbin sol tarafı gene titreyecek heyecandan. Bir kadın çok şey öğretecek erkeğe. O yüzden fazla mana yüklememeli, zamana bırakmalı. Biliyorum çok güzel çicekler açacaktın o yolda, harika güneşler gelecekti yapraklarına. Olmadı yanlış gübre verdiler, iklim değişti, Abd’de Kyoto sözleşmesini imzalamadı, Corono Virüs dünyaya yayıldı vs. sen zehirlendin. Açamadın çicek. İhtiyaç fazlası ne varsa beynine anlamsız şekilde depolandı. İsraf edildik, anlaşılamadık, kullanılmış bir peçete gibi yolun sağ tarafına atıldık. Evet şimdi kendi girdabımızda belki kellemizi dövmekle meşguluz.  Ancak hepimizin, bütün Dünya’nın mucizeye ihtiyacı var. Pes etmeyelim. Savaşmayı sevap, sevişmeyi günah sayanların akıl dışı inançlarla cehenneme çevirdiği bir dünya burası. Oysa savaşmak ölüm, sevişmek yaşamdır. O yüzden Son söz olarak William W. Purkey’den olsun o vakit hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et, Hiç incinmemiş gibi sev, hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle. Ve dünya cennetmiş gibi yaşa.

-NOYANİST- 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s