Değişen Dünya ve Hissettirdikleri

Yorgun, bıkkın ve ütopya amelesi olmaya çalışan bir grup deliyiz. Henüz birbirimizi tanımıyoruz. Yüzümü görmedik, karşılıklı bira içmedik ve nefesimizin sıcaklığı yüzümüze vurmadı. Her gün saatlerce herhangi şeyler okumak için hayatımızda birçok şeyi ertelediğimiz o saçma salgın günlerindeyiz. Okuduklarımız, tercihlerimiz ne makul iktidar sahiplerinin idealleriyle ne de etrafımızda normal olmaya çalışan insanlarla bağdaşıyor. Herkes, süslü hayatların ve romanların peşinde ilerliyor. Sanki süslü cümleler kurulunca olağanca sertliğiyle yazı yazan yazarlar aforoz edilecek. Piyasa yazıları artık toplumun statik istekleri doğrultusunda kurnazlık ve biçem karışımıyla oluşmuş yazılar. Herkesin artık kısa yazılar yazdığı çağda uzun yazıların güzelliğine inanan bir nesilden olmak uzaylıyla eş değer olmak gibi bir şey.

Bu yüzden yavaş yavaş yitiriyoruz/m aklımızı. Hani gülmenin bir hali vardır, kahkaha büyürken acıya dönüşür içinde. Ve gözyaşların yine akar ama bu kez başka sebeple. Sonuç olarak büyük büyük laflar ediyorum. İnsan dediğin garip şey, duygularını küçültse bile düşüncelerini büyütüyor. Buna inanmak istiyorum belki de. Büyük bilinmezlik.

Toplum bizi içine çekiyor, roller kodluyor, yok saymaya, yok etmeye çalışıyor. Tüm politik şiddet buradan besleniyor, durmuyor. Sabrımız tükendi. Haksızlığa, ayrımcılığa, şiddete karşı sessiz kalmamak istiyoruz. Korkmadan sokaklarda gezmek, düşünmeden istediğimizi giymek, özgürce seçimler yapmak ve bunların sonucunda yargılanmadan, öldürülmeden yaşamak istiyoruz, yaşayacağız.

Şimdi evlerin içine doğru girmeye başlayan gezegen büyüklüğünde bir kavga geliyor. Başladı bile. Hayatta kalmak için son bir dolarıyla mücadele edene karşı bu öfke, ne geçici ne de kazara olmuş bir olgu. Dünya’nın başı ne zaman belaya girse önce fakirler ve yoksullar öldürülür. İşler kötüleşince her zaman için bir günah keçisi bulunur. Yeryüzünün bütün lanetlileri olarak onların düşmanı ilan edildik. Farkında değil misin hala! Aptal bir erkeğin sırf istediği biri olmadığı için öldürülen kadınların isyan seslerini duymadın mı? Tabular ikiyüzlü anlasana. Kendi içsel deneyimlerini, ya da deneyim eksikliklerini; evrenin, doğanın, yaşamın ya da insanın gerçek doğası zannedip; zihinsel mastürbasyonlarında inanç ve fikir spermlerini toplumların üstüne boşaltan iktidarlar içerisindeyiz.

Yeryüzünün bütün lanetlileri, delileri, gururlu kaybedenleri, yalnızları, anlaşılmayanları, gösteriş budalası olmayanları ve dahası bizler cesuruz. Görüyorum bizleri Belarus’ta biz vardık, Sudan’da, Hindistan’da, Abd’nin barikat kurulan kentlerinde, İspanya’nın Franco’ya direnmiş sokaklarında, Fransa’da sarı yelekliler olarak biz vardık. Dimdik duruyoruz korkunun huzurunda. Hazırız bu kavgaya. Dünya değişiyor ve değişim artık zihinlerimizden çıktı. Sen de farkındasın kavga etmekten başka çaremiz yok iki gözümün çiçeği insan.

Birileri sana güzelleyecektir gene ‘tek başınalığın yolculuğunun muhteşemliğini’. Ama saklanmayacağız, sokaklarda, meydanlarda görünmez olduğumuz o barlardan dışarı taşacağız. Tek başına nasıl iyi hissedilir adlı psikoloji savsatalarından kurtulacağız. Hayat, doğal olarak kendisini farklı zaman dilimlerinde farklı şekillerde sunar.  Sonuç olarak ne güzel demiş Voltaire “Sadece iki günümüz var yaşamak için; Bu günleri de aşağılık heriflerin önünde diz çökerek geçirmeye değmez”

NOYANİST

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s