Zamanın Gururlu Kaybedenleri

Meraklı bir şey insan hiç durmadan ve sıkılmadan merak ediyor. Yeteneğini kaybetmiş, hayatını mahvetmiş ve şimdi bir sokak arasında unutulan o isimsiz insanları.. Yazmayı nasıl unuttular, beste yapmayı nasıl bıraktılar. Daha düne kadar karşı çıktıkları çarkın dişlilerine nasıl kurban ettiler hayatlarını. En güzel yerinde hikâyenin en vurucu cümlesini nasıl kaybettin diye bağırası geliyor insanın. Ancak cevap yok! Herhangi bir çocuk parkında bir atlıkarıncanın parçası olmak varken bir savaş coğrafyasında hangi silahın mekanizması olarak tasarladılar seni ey insan diye sorasın geliyor. Düşüncelerin bedenine ağır geliyor. Herhangi bir savaş coğrafyasında küçücük çocukların bedeninde o kocaman mermi deliği nasıl açıldı ve neden sustuk ya da susturulduk sahi biz diye düşünüyorsun? Sonra her rakı masasında hepimizin insanlıktan, solculuğumuzdan yahut sağcılığımızdan dem vurmalarımız geliyor aklına. Gülüyorsun kahkahalarla. Palm yağı üretmek için neden yaktığımız ormanlar var, bir elmas uğruna modern çağın köleleri yaptığımız onca insan neden diye düşünüyorsun. Ve yahut hangi emir nasıl bir insanın ölümünü geçerli kılabildi ve hangi saikle böyle düşman ettiniz insanı insana merak ediyorum.

     Eskiden ruha dokunan yazarlar okur, haftalık muhteşem edebiyat dergilerini takip ederdim. Telefonlar bu kadar hükmetmemişti hayatlarımıza ve biz kalabalıkların içinde bu kadar yalnız kalmamıştık. Öncesinde bazı geceler uzun uzun yazılar yazar ve bolca saçmalardım. Kendimce geleceğe notlar bıraktığımı sanırdım. Sonra kafam güzelken bir gece denk gelip okur kendimle dalga geçerdim. Ancak uzun zamandır artık bunların bir öneminin kalmadığını düşünüyorum. Saplantılı fast food kişiliklerin, vicdandan değil dedikodudan beslenen ruhların arasında kayboluyor kelimelerimiz ve üstün şahsiyetlerimiz. Büyük şirketlerin, kocaman afilli sosyal medya mecrasında komik kaçıyor bizim saçmalıklarımız. Un ufak olup dağılıyoruz işte. Yaşanılan bu dönem artık insanlığın korkunç bir kısır döngüsü ve biz gururlu kaybedenleriyiz galiba. Kimsenin eşit olması mümkün değil. Çünkü % 1’in % 99’a tahakküm kurduğu bir evrende ve savaşın korkunç çığlığı ve mermi vızıltılarının evlerimize kadar girdiği bu dünyada eşitlik gerçekten mümkün değil. Onca okuduğumuz kitap, izlediğimiz onca film ve dinlediğimiz müzikler ve temas ettiğimiz her kadın ve erkek  sanki can simidinin içindeki birer hava şimdilerde.

     Son kertede, batacağımdan eminim ama çıkacağıma dair şüphelerim var bu hayatta. Kötü değil hiç bir şey. İyilik diye görülenler ise kavga sırasında hileye başvurup yumrukları yerine sopaya davranan kişinin yaşadıklarından farksız. Duyduklarımız, şahit olduklarımız korkunç ve her geçen gün daha da korkunçlaşıyor. Sanki yerin altından gelen sesler kapkaranlık bir siyahlık taşıyor. Kocaman insan oldum hala gözlerimi kapadığımda her şeyin iyi olacağını düşünüyorum.

NOYANİST-

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s