Merhaba 2022

Canım insanlar, müptezel bağımlılar, sokakların sessiz sahipleri işçiler, aşkı cinsiyete indirgemeyen açık beyinli canım insanlar, kirada oturanlar, ay sonunu getiremeyenler, hangoverler, pazar sendromuna sahip olanlar, tatminsiz sevişmenin huzursuzluğunda olan telaşlılar, hiç sevilmemiş bir gecenin sabahında sevdiğinin kokusuyla uyananlar, mesai başında tükenenler, yolda olanlar, beyaz zenciler, tünelin sonundaki ışığı görenler ve dahası yorulduk ama tükenmedik diyen tüm insanlık!

Kavuştuk gene o kışın griliğine. Yine Satürn fısıldasın diye beklediğimiz sokaklar ve şehirlerde var oluş sancılarımız devam ediyor. Hiçbir şey artık dünkü gibi değil, her şey her an değişiyor. Zamanı yakalamak ya da yetişmek çok zor. Web 3.0, biyoteknoloji, yapay zeka, insansız üretim modelleri, robotik teknolojiler, uzay ve daha bir sürü şey ortaya çıkıyor. İklim krizi, pandemi ve ekonomik krizler hayatın doğal akışında var olamamanın sancısını yaşatıyor. Her geçen zamanda kendimize daha çok yaklaşıyoruz. Beklentilerimiz minimal bir hal alıyor. Kaosun ve bunalım çağının isyankar tarafıyız.

Edebiyatın, uzayın, bilimin konuşulduğu ve kuralların olmadığı partilerden arta kalan zamanlarda ya da ucuz otel odalarında içip sevişirken, bulunduğumuz kentlerin illegal sokak aralarında herkese her şeye biraz daha karşı gelebilmeliydik. Ancak, ağır işlerde çalışırken yorgunluktan bayılacak gibi olduğumuz vakitlerde kulaklarımızın içinde çalan müziğe kendimizi bırakmakla meşguldük. Çünkü müzik bizim sessiz çığlığımız, zamana attığımız ilk taş.

Artık günler çok yoğun ve fırsat bulduğumuz gündüz saatlerinde uyayarak, geceleri uyanık Edith Piaf dinleyerek uyanık kalmakla meşgulüz. Küllüklerimiz izmaritlerle dolu, kullanılmış kitaplarla çevrili dört yanımız, kütüphanelerimizde bir karış toz var. Çünkü kızgınız bir nedeni ya da sebebi yok.

  Geçmişi ya da geleceği unutarak yola devam eden kişiler değiliz. Hep bir iz bırakıyoruz geçtiğimiz yollarda. Bu izleri silmek, yeni başlangıçlar yaparken geçmişimizi temize çıkartmaya çalışmıyoruz. Kimi zaman da her şeyi unutmuş gibi görünürken geçmişi hatırlatan o izi mıh gibi aklımızda taşıyoruz. İnsan her ne olduysa olsun, geçmişinden utanmamalı, korkmamalı, her ne yaşandıysa yaşandı açık açık söylüyoruz, biz tanrının kıyamet günü affedeceği o sevimli kişiler değiliz. Ama bazen de işte onu orda öylece bırakıp gitmek, hiçbir şeyi hatırlamamak isteyip, pişmanlıklarımızı, üzüntülerimizi ertelememek istiyoruz. Çünkü ne kadar bağlı olsan da ne kadar çok sevsek de yola devam etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Ama tabi bunu yapmadan önce kendimize sormak gerekiyor; her şeyi gerçekten unutmak istiyor muyuz?

B. Shaw “Doğruları biliyorsan, yalanları dinlemek eğlencelidir.” derken yanılmış olamaz. Bomboş sahte sevgiler, sırf zaman geçsin diye yapılan ilişkiler birbirini kaybetmekten korkmayan değer vermeyen insanlar. Biz bu çağın frekansına giremedik dostlar siz devam edin. Kokuşmuş aşk cümlelerine inanmıyoruz, sokakta-metroda eğreti duran el tutuşmalarınız yapay geliyor, sürekli bitmeyen beklentileriniz, bütün olalım derken yarım kalışlarınız, dayatmalarınızı sevmiyoruz. Buradan bizi anlayanlara selam olsun. Satürnü bekleyenler arasında çok garip bağ var sanki ne yaşarsak yaşayalım o ipler kopmuyor gibi. Bir gün eğer yeterince cesaretli olanlar varsa, sevişmenin savaşmaktan daha iyi olarak deneyimlendiği bir dünya yaratacak. İşte o gün bizi anlayacaksınız. Sokaklarında dans edebildiğimiz bir dünya var edeceğiz.

Sözün özü; doğru ruhların ve hassas kalplerin kötü ruhlarla karşılaşmadığı ve sınanmadığı bir yıl olsun. Boyun eğmeden onurluca direndiğimiz bol gün batımlarımız olsun. Israrla, inatla gülelim. Sene içerisinde öğrendiğim en büyük ders hiçbir şeyi zorlamamamız gerektiğidir: “Konuşmalar, arkadaşlıklar, ilişkiler, dikkat, sevgi. Zorunlu olması gereken şeyler için savaşmaya değmez, çünkü gerçekleşmesi gereken her şey olacak, olmayacak şeyler olmayacak. Yolun yarısı dedikleri yer tam olarak neresi bilmiyoruz. Önümüzde kalan kısım ne kadar sürecek diye de bir endişemiz yok aslında. Henüz manzaralı tarafını yürümediğimiz yollar var bunu biliyoruz. Hayallerimize kattığımız tüm hikâyelerin yaşanmasına dair inançlarımız baki. Bugüne kadar olduğumuz, olamadığımız, gururlandığımız, çuvalladığımız ne varsa hepsini heybemize kattık. Hiçbiri yük değil omuzlarımıza. Tüm kalbiyle sevip yanımızda olanlar omuz verdikçe hiç dert değil yaşanmışlıkların ağırlığı.

Yorulduk, nefeslerimiz iç çekişlerimize dönüşmüyor değil. Çıkış yolunu kaybetmeyi bırak, öyle bir yol olduğuna dair umutlarımızı bile yitiriyoruz. Sonra… Bir kuş uçuyor, bir rüzgâr esiyor, bir çocuk gülümsüyor uzaklardan, bir papatya bahardan haber veriyor… Umuda dair neler canlanıyor diri canımızda. Kitap okuyun, çikolata yiyin, âşık olun. Yeni müzikler keşfedin. Sevişin tenleriniz dans etsin. Yeni müzikler keşfedin. Geçmişi unutun. Uyuyun. Çay kahve için. Çocuklarla vakit geçirin. Kimsenin hayatınızı karartmasına izin vermeyin. Her şeye rağmen mutlu olun ve gülümseyin. Güzel günleri var edeceğiz ensenizi karartmayın!

Merhaba 2022” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s