Mutlaka Kazanacağız!

Uzun bir yolda dosdoğru yürüyorum, sanki arkamda geçmiş bir yüzyılın izleri saklı kalmış. İçinde olunan zaman savaşlardan daha çok; yapay zeka, biyoteknoloji, kaos ve şiddetli yaşanan bir depresyon çağı. Güzel kitaplar, iyi yemek ve unutulmaz anlar yaşamak için gelmiştik belki bu dünyaya. Ancak her zaman olduğu gibi zaman ve hayat bambaşka sürprizler hazırladı bizlere. Ölümlerin normalleştiği, aşkın sıradanlaştığı, sevişmelerin bedensel zevke dönüp makineleştiği anlarda aşkın yoksunlaştığı çağın neferleri olmuştuk. Herkes mutsuz ama herkes çok mutlu taklidi yapıyor şimdilerde.

Sylvia Plath gaz odasına kendisini neden sokup öldürmüştü bilmiyorum. Ancak “Hayatım boyunca kalbim adını koyamadığım bir şeyin özlemini çekti” diye söylerken çok haklıydı. Hepimiz o özleme sıkışıp kalmıştık. Bizleri bir makine biçimine sokmuşlar, yalandan seçme hakkı verdikleri sözde demokrasi oyununda biçilen rollerin kurbanıydık. Toplumun normal addettiği kural ve davranışlara boyun eğmek mecburiyetinde bırakılmıştık. Çaresiz hissediyorduk kendimizi.

Son beş ay içerisinde insanların kaybettikleri yerlerden bambaşka hikâyeler yarattığını gördüm. Bilmiyorum politik tercihlerimiz belki bizi umutsuz yapamıyor. Çünkü yıkılıp, göçüp gitmek bedava biz hep yapım ve inşa tarafında oluyoruz zamanın. Tüm bilmeden yapılan yanlışların içerisinde doğru yaşamak ve iyi/güzel insan olmak için bir mücadelemiz var. Ne kadar dövebilir ki sistem bizi muhalif olduğumuz için, ne kadar daha saklayabiliriz ki o kişiye olan aşkımızı, ne zamana kadar susabiliriz haksızlık edilen herhangi bir yer de.

Yeter- “Ya Basta” diyip fışkırır ruhi mücerred gibi yerden naaşı dedikleri durum tv’lerde yayınlanmayacak olan devrim bunu biliyoruz. Engel olamadığın aşk, inceldiği yerden kopsun dediğin o karar, yakarsa dünyayı garipler yakar, zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz kaldı ki diye soran kişi başlatacak değişimi. Buna inanıyorum galiba. Yahut inanmak istiyorum.

İçinde olduğum bu zaman, ömrümün otuz üç yılı geride kaldı, dört beş ay sonra otuz dörtten gün alırım. Dostların tabiriyle dünyadan uzak herkesten her şeyden uzak, yalnız bir insanım. Garip korkularla dolu yaştayım. Gidenler gitmiş, dönen hiç yok seferinden. Nefretlerini saçanlarda oldu, sessizliklerini paylaşanlar, habersiz gidenlerde var. Yaklaşık on yıldır twitter, instagram ve blog sayfalarında sizlere hitap ediyorum. Zaten biz bizeyiz burada. Bugünlerde geçecek eminim. Ece Temelkuran’ın dediği gibi “Bu Da Geçer” dediğimiz bütün anları yaşadık. Endişelerim çok. Korkularım fazla. İklim Krizi inanılmaz bir boyutta, ırkçı saldırılar ve ötekileştirme bambaşka bir hal almış durumda, Elon Musk’ın Tesla’sının değeri bizim ülkemizin GSYH’sının kaç katı, Mars’ta yaşam var mı? Uzaylılar varsa neredeler acaba beyaz adamın ABD topraklarına girdiği gibi onlarda bizim sonumuz mu olacak? Stephen Hawking haklı çıkabilir mi? Göbeklitepe kendisini yok etmedi ise o zamanın insanları onu özenle sakladıysa neden oldu bu? Ve daha bir sürü soru ve beraberinde endişe taşıyorum.

Yalnız ve özensiz dünyamda bilmediğim; siz Romalılara, kaybedenlere, sokağın gidilmeyen karanlığındaki insanlara seslendim. Anlamsız değişik bir bağ kurduğumuzu düşünüyorum. Bizim bir iyilik kavgamız var. Görenler bizi beğensin diye değil. Herkes bizi alkışlasın, beğenileri toplayalım diye değil. Gerçekten iyiliğe dair bir şeyler yapabilme telaşı. Çünkü bunca kabalık, çıkarcılık, yandaşlık, sürekli art niyetin arandığı bu dünyada devamlı hayıflanmak yerine yazmayı ya da bir şeyler söyleme telaşına girenlerin tarafındayız. Pazar sabahı bir başına güzel kahvaltı hazırlayanların tarafıyız, kimsenin gelmediği o kır kahvesinde çay bardaklarını temiz tutan kahveci hatırındayız, gecenin kör karanlığında yerleri hiç işini aksatmadan yapan o emektarın tarafıyız. Evet ömür boktan biz bunlara inanarak boktan olan dünyamızı renklendirmeye çalışıyor bir çocuk gülüşüne ömür veriyoruz. Şunu unutmayın, iflas etmiş bu dünyada en geçerli para birimi P. Neruda tabiriyle “Kendin gibi insanlarla paylaştığın duygulardır” demiş. Bu yüzden yol güzelse yürüyelim, çay sıcaksa içelim, bira varsa gömelim, kitap sardıysa erteleme okumaya başla, ne aşka küs ol, ne yalnızlığına aşık ol. Kendiniz olun, iyi ve güzel olana inanın..

Mutlaka kazanacağız!

NOYANİST

Mutlaka Kazanacağız!’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s